Fadime alnının ortasından vurulmuştu…

Fadime trajik ölümüyle kolay kolay ağlamayan İsveçlileri bile hüngür hüngür ağlatmıştı.

Fadime Şahindal yüreğini yaşam sevinci ve umutla dolduran , mücadeleden yılmayan ve yakından görenleri hayran bırakan çok güzel iri kömür gözleri olan 26 yaşında bir Kürt kızıydı. Katili ise öz babasıydı.

Feodal “namus töresi” kurbanı Fadime 21 Ocak 2002 ‘de Uppsala‘da ilkel aşiret töresinin silah olarak kullandığı babası tarafından alnının ortasından vurularak öldürüldü.

Fadime hakkında kitaplar yazıldı.

Ölümüyle tüm İsveç’i derinden sarsmış, ayağa kaldırmıştı.

Yürek burkan ölümü karanlıkta kalmış öteki töre ve namus cinayetlerine ışık tutmuş, kültür çatışmasının ve baskılanmışlığın ete kemiğe bürünmüş bir sembolü, dalgalı gür zülüflü ve iri kömür gözlü yüzü olmuştu.

İsveçliler gözünde “namus” kavramına bir anlam katmış ve namus ilintili şiddetle milyonlarca kronluk bütçe destekli kurumsal mücadeleyi başlatmıştı.

Baba öz kızının katili oldu. Erkek kardeşini İsveç polisi başından vurdu. Kız kardeşi intihar etti….

Fadime’nin ve Şahindal ailesinin trajik mahvoluş hikayesi baba Rahmi Şahindal’ın 1981 yılında İsveç’e gelerek ve “farklı etnik kökenim ve inancımdan dolayı Türkiye’de baskı ve eziyet görüyorum” diyerek İsveç’e sığınması ve mülteci oturum izni aldıktan iki yıl sonra 1983 yılında Elbistan’da bıraktığı eşi ve 6 çocuğunu yanına alıp Uppsala’ya yerleşmesiyle başladı. Ama asıl neden baskı değil tamamen ekonomikti. Babası ve ailesi aslında siyasi değil ekonomik mülteciydi. Türkiye’de baskı görüyorum demeden İsveç’e yerleşemezdi.

Fadime 1975 yılında Maraş –Elbistan’ın Tapkıran köyünde doğmuştu. Beşi kız, biri oğlan 6 kardeştiler.

Fadime İsveç’e geldiğinde 7 yaşındaydı. Kömür karası kocaman gözleri vardı. İsveç’teki serbest yaşam tarzıyla daha çocukken tanışmıştı.

Anne ve babası okuryazar olmayan Fadime okula başladı. Sınıfını, tek kişilik kapaklı sırasını, ders kitaplarını, arkadaşlarını, öğretmenini özetle okulda gördüğü her şeyi o kocaman kömür gözleriyle Türkiye’nin doğusundan Istanbul’u ziyarete gelen çocuklardan aşina olduğumuz merak dolu çocuksu bakışlarıyla bir radar gibi taradı. Yeni ülkesini çabucak öğrenmeye meraklıydı. Derslerinde başarılıydı.

Okumak, özgürce yaşamak, istediği gibi giyinmek, hayatına kendisi yön vermek ve hayat arkadaşını da kendisi seçmek istemişti.

Çünkü İsveç yasaları ona bu en doğal insan hakkını tanımıştı ve o artık aşiret törelerinin çok çok uzakta, taa Elbistan‘da, Tapkıran’da kaldığını sanmıştı !

Fadime Şahindal özgürce yaşamak istemişti ancak bunun için çok eziyet çekmişti.

Tek erkek kardeşi Mesut, babası, amcası ve dayısı tarafından baskı altına alınmaya başlamıştı. Serbestliği kısıtlanmıştı. Çünkü ailesi onu Elbistan’daki kuzeniyle evlendirmek istiyordu.

Fadime ve Patrik’in yaşları küçük ama aşkları büyüktü.

Ama Fadime bunu kabul edememişti çünkü gönlünü yaşıtı olan anası İsveçli, babası İranlı Patrik Lindesjö‘ye kaptırmıştı. Gizlice buluşuyor, el ele dolaşıyordu. Takip edildiğinden haberi yoktu. 1997 yılının bir güz gününde Patrikle Uppsala’da dolaşırken babasına yakalanmışlar, birlikte tekme tokat saldırıya uğramışlardı. Bundan sonra Patrik ‘le bir daha buluşması da yasaklanmıştı.

Fadime kendi yolunda yürümüş ama ona bunun bedeli çok ağır olmuştu…

Tek erkek kardeşi olan ve aile içi hiyerarşide ve namus bekçiliğinde babadan sonra ikinci sırada duran Mesut Fadime’yi her bahaneyle dövüyor ve sürekli öldürmekle tehdit ediyordu. Artık dayanamamıştı, kardeşini ve babasını polise şikayet edip evden ayrılmıştı.. 1998 yılı Bahar’ında mahkeme tehdit suçundan babasını para cezasına, kardeşini de denetimli göz hapsine çarptırmıştı.

Patrik belki sorunu çözer düşüncesiyle Fadime‘ye evlilik teklif etmiş ve babasını Fadime’yi istemesi için Şahindal ailesine düğür göndermişti. Cevapları hayırdı. Artık günah bizden gitti diye düşünen gençler 1998 yılı yazında birlikte oturmak için küçük bir ev kiralamıştı.

Onlar bu küçük evlerinin içini o büyük aşklarıyla dolduracaklardı..

Ama kötü kaderi Fadime’nin peşini bırakmamıştı. Fadimesine kavuşma heyacanıyla arabasına binen 25 yaşındaki Patrik, küçük bir iş için Stockholm’a doğru yola koyulmuştu. Ama kader ağlarını çoktan örmüştü. Patrik Stockholm’a varamadan yolda, evlerine taşınacakları aynı günde, trafik kazası geçirmiş ve son nefesini oracıkta vermişti.

Kadersiz Fadime’nin kolu kanadı kırılmış, hayata tutunduğu tek direği ve sevdalı tuğlarla örerek sırtını güvenle yasladığı tek duvarı da yıkılmış, orta yerde yapayalnız kalıvermişti.

Fadime önce korkmuş sonra korkusuzlaşmıştı. Davasında haklıydı, kararlıydı ve mücadeleciydi…

Çaresiz ve kimsesiz kalan Fadime daha önce dostluk kurduğu Kürt asılllı İsveç Milletvekili Nalin Pekgül‘ün yanına sığınmıştı. Nalin ailesiyle Fadime’yi barıştırmaya epey uğraşmış ama başaramamıştı.

Patrik’in ölümünün üzerinden  henüz bir hafta geçmişti ve ızdıraplar içinde kıvranıyordu. Bir parça teselli bulabilmek, Patrik’ini duyumsayabilmek için gizlice Uppsala’ya gitmişti. Uppsala meydanında Patrik’le el ele dolaşmalarına ve yaşadığı acı tatlı anılarına dalmış sessizce dikilirken, erkek kardeşine rastlamış ve daha bir hafta önce sevdiğinin apansız ölümüyle yediği kader dayağının üstüne bir de kardeşinden meydan dayağı yemişti. Yere düşmüş, bu kez de yerde yatarken acımasızca tekmelenmişti. Bu dayaktan dolayı kardeşi Mesut 5 ay hapse mahkum edilmişti.

Hem hayat yolunu hem de hayat arkadaşını kendisi seçmişti ama bınun bedelini de canıyla ödemişti…

Aynı yıl Fadime belki de bir hata etmiş, belki de hayatına malolacak bir başka önemli ve hassas yasağı da çiğnemişti. Gazete ve TV’lere çıkmıştısık sık söyleşi vermişti. Gazete ve TV programlarında ailesinden gördüğü eziyeti, aşiret törelerini ve çektiği acıları İsveçlilere tek tek örnek vererek anlatmaya başlamıştı. Bundan dolayı kendi aşireti içinde itibarı sarsılan ve dedikoduları duyan ailesi kendince haklı olarak bu yaptığına çok kızmıştı.

Ailesiyle ilişkisi artık geri dönülmez biçimde kopan Fadime, Uluslararası programlı Sosyonom eğitimi almak için Östersund‘a taşınmış ve okuluna başlamıştı.

Fadime kimin arkasından ne dediğine aldırmadan kendi yoluna gitmişti…

Namus ilintili şiddete karşı kamuoyu oluşturmaya ağırlık vermişti. Bu amaçla pek çok toplantıya katılmış ve gittiği her yerde de sözünü hiç esirgememişti.

2001 yılında İsveç Meclisi‘nde bir seminere katılmış, orada çok ilgi gören İsveççe bir konuşma yapmış, İsveç’e taşındıktan sonra ailesinin geçirdiği değişimi, babası ve kardeşinden gördüğü baskıları ve aşiret töresini bir bir anlatmış ve şöyle demişti:

“- Onlara göre ben bir isveçli gibi yaşayarak ailemin namusunu kirletmiş, itibarlarını yere düşürmüştüm. Sülalemizde hiç görülmemiş olan affedilmez bir şeyi yapmıştım; düzgün ve temiz bir Kürt kızından, İsveç’te yaşamakla kendini bir şey sanan, söz dinlemez bir orospuya dönüşmüştüm. Onlar namuslarını koruduklarını ispat etmek ve çevrelerine bunu göstermek zorundaydılar. Erkek akrabalarım telefonda beni tehdit ediyor; “- elimizden kurtulamazsın, töremizce karar aldık, erkek kardeşini seni öldürmekle görevlendirdik ” diyorlardı.

Fadime dayanıklıydı ama bu da bir yere kadardı…

Fadime sonra Meclis’teki Milletvekillerine dönerek, şöyle haykırmıştı:

“- Sayın politikacılar kültür çatışmasında arada kalıp sıkışan, töre baskısı ve namus ilintili şiddetden dolayı gizlice  çifte hayat yaşamak zorunda kalan genç kızlara lütfen yardım edin. Polis beni hiç ciddiye almadı, bana inanmadı, uyduruk bir masal anlattığımı sandı. Son çare olarak gazetelerden yardım istedim ve o sayede hayatta kalabildim” demişti.

Ama ne yazık ki bu konuşmasından sonra sadece birkaç ay daha yaşayabilmişti..

Elbistanda‘ki aşiret büyükleri Fadime’nin ölüm emrini çoktan vermişler ve İsveç’teki aileye bunu bildirmişlerdi.

Fadime Kenya‘ya 6 aylık staj yapmaya gitmek için Östersund’dan yola çıktığında yolunun üstündeki Uppsalaya uğrayıp kardeşlerini son bir kez daha görüp vedalaşmak istemiş ve ablasının evine gitmişti. Babası her nasılsa bunu hemen haber almış ve çok geçmeden belinde silahla kapıya dayanmıştı. Kapı zili acı acı çalmış ama korkularından açamamışlardı.

Babasının gittiğini düşünen Fadime, bir süre sonra kapıyı açmış, ürkekçe sağa sola bakınmış ve daha ilk adımını atar atmaz elinde silahla babası karşısına çıkmıştı. Babası Fadime’nin iri kömür gözlerine çok yakışan uzun gür saçlarını bir hamlede kavrayıp ilk kurşunu alnının tam ortasına sıkmıştı. İkinci kurşun ise çenesini parçalamıştı.

Nihayet feodal Şahindal aşireti ilkel töresinin emrini uygulayarak rahatlamış, töre canavarı bir kez daha bir genç kızın kanını yudumlamış ve Fadime’nin kirlettiği sözde namusları yine Fadimenin al kanıyla yıkanarak paklanmıştı !

Kara haber tez duyulmuş ve tüm İsveç halkı, basını, televizyonları ve kurumları ayağa kalkmıştı.

Tabutuna erkekleri dokundurmamışlar, arkadaşı ve akrabası 6 kadın taşımıştı.

Fadime için; 43 bin karanfille donatılan ve 1435 te yapılan, İsveç’in en büyük ve en itibarlı dini mekanı olan tarihi Uppsala Katedrali‘nde yapılan görkemli özel cenaze törenine katılan devlet erkanı ve veliaht Prenses Viktorya gözyaşlarını tutamamıştı. Fadime’nin beyaz karanfillerle süslenmiş tabutu sülalesinden töre yanlısı 6 erkek akrabasına taşıtılmamış, tabutu 6 kadın omuzlamıştı

Fadime Uppsala’ın büyük mezarlığında, Uppsalalıların ve hükümeti temsilen gelen bakanların katılımıyla toprağa verilmişti.

Fadimenin yeri (Fadimes Plats) ve anı heykeli.

Öldürülüşünün 10. yıldönümü 21 Ocak 2012 de Fadimenin adı Uppsala’da küçük bir parka verildi ve 6 ay sonra 2013 Haziran’ında da buraya Fadime anısına “dalları kıvrılan ve ortasında ayna olan kara bir ağaç” figüründen oluşan küçük bir bronz anıt dikildi.

Şahindal sülalesi trajedisi

Katil baba Rahmi Şahindal bir kaç ay sonra yargılanmış ömürboyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak daha sonra cezası 24 yıl’a bağlandı ve 16 yıl hapis yattıktan sonra 2018 yılı yazında 72 yaşındayken serbest bırakıldı.

Yaşarken Fadime’ye destek veren ve Mahkemede babasına karşı şahitlik eden ve sülalesinden dışlanan ve yaşadıklarından dolayı ruhsal bunalım ysşayan Fadimenin küçük kızkardeşi Songül Şahindal 2014 yılı Kasım ayında evinde intihar etti.

Songül ablası Fadime’nin yanına gömüldü.

Erkek kardeşi Mesut ile İsveç polisi sık sık karşılaşırdı. En sonunda Mesut’un ölümü de İsveç polisinin tabancasından çıkan mermiden oldu

Fadime’ye hayatını zehir eden ve yaşadıklarından etkilenerek ruhsal dengesini kaybeden ve bir suç makinesine dönüşen kardeşi Mesut’ta 2014 yılında 34 yaşındayken İsveç polisini bıçakla tehdit ettiği için ve polis tarafından biri başına diğeri bacağına isabet eden iki kurşunla vurularak öldürüldü.

Kim Şahindal eski eşi Ayten’le birlikte yaşayan Isveçli Åke’yi defalarca bıçakladı.

Cinayeti önce katil babanın yeğeni Kim Şahindal üstlenmek istemiş ama bunu mahkeme kabul etmemişti.

Evinde hunharca öldürülen İsveçli Åke Persson 55 yaşındaydı.

46 yaşındaki yeğen Kim Şahindal 2017 yılında 17 yıl boyunca eziyet ettiği için ayrılan eski karısı Ayten ile birlikte yaşayan İsveçli Åke Persson‘un evini basarak ve eski karısının ve çocukların gözü önünde hunharca bıçaklayarak öldürmüş ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

İsveç’e 2011 de gelen 45 yaşındaki Metin Şahindal 50 yaşındaki akrabasını makaslayarak öldürdü.

Katil babanın aynı aşiretten akrabası olan Metin Şahindal da 2017 yılında tartıştığı bir başka akrabasını bir göl kenarında makasla bıçaklayarak öldürdü ve 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ne diyelim ?

Cinayetin azmettiricisi olan bu lanet olasıca töreler ve bunları yüzyıllardır babadan oğula bir miras gibi aktararak hafızalarda yaşatanlar, bu sözde namus töresinin uygulanmasını alkışlayanlar, bunların yaşam bulabildiği bataklıkları kurutmak yetine töre cinayetlerine hafifletici sebeb kulpu takarak sulayan politikacılar ve yöneticiler ise her zamanki gibi cezasız kaldılar…


Fadime’yi ve öteki töre kurbanlarını rahmetle anıyor, Allah hiç bir aileye böyle
sine bir bir acıyı ve faciayı yaşatmasın diyorum…

TANER
YILDIZ

Kaynak: İsveç gazeteleri

Meclis konuşmasının Türkçesi: Taner Yıldız

Fadimenin meclis konuşması:

Her hakkı saklıdır.

Fadime alnının ortasından vurulmuştu…” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın