Ayten’in ay teninde 66 bıçak darbesi vardı !

Erkeğin kirli namusu Kadının kanıyla yıkanınca paklanır mı ?

Savcıya göre Ayten, vücuduna saplanan 66 bıçak darbesinin 66’sını da hissetmiş, burnu ve dudağı canlıyken kesilmişti.

Siirtli Ayten 41 yaşında bir Kürt kadını ve biri 6 diğeri 13 yaşında iki oğlan anasıydı.
Mardinli katil kocası Zirdeşt ise 53 yaşında ve Ayten’in iki oğlunun babasıydı.

İkisi de memleketlimizdi, bizdendi, içimizdendi ve bizim acı bir gerçeğimizdi.

Ayten Edil (Yücel) 41 yaşındaydı.

Zirdeşt kanlı töresini Ayten ise kötü kaderini yanlarına alıp, İsveç’e getirmişti !

Zirdeşt Edil‘in 1988 yılında Mardin’in Yezire köyünden çıkıp “Türkiye’de baskı gördüğü” gerekçesiyle İsveç’e sığınmacı olarak gelmesiyle birlikte,  o zaman daha ondördüne yeni basan, ayın ondördüncü gibi güzel olan ve Siirt’in Eruh ilçesinde yaşayan talihsiz Ayten’in (Yücel) kötü kaderi ağlarını örmeye başlamış ve kara yazgısına ilk kara ilmiğini atmıştı.

İsveç devleti Zirdeşt’in sığınmacı başvurusunu kabul etmiş ve birkaç yıl içinde ailesi de İsveç’e yerleşmişti.

Aradan zaman geçmiş, Zirdeşt evlenmek için kendinden 12 yaş küçük olan ve evlenene kadar türban takan Eruh’lu Ayten’i seçmişti. Görücü usülüyle Ayten’i ailesinden istemişti.  Ayten İsveç’e giderse kendisi de, ailesi de rahat edecekti. Hayır diyememişti…

Ayten kendinden 12 yaş büyüğü olan Zirdeşt’le evlenmiş ve 15 yıl önce İsveç’e gelmişti. İsveç’te, kocası dışında sığınabileceği, derdini anlatabileceği, sevincini paylaşabileceği hiç bir kimsesi yoktu, yapayalnızdı. Zirdeşt, İsveç’te Ayten’e baskı yapmış, türbanını çıkarttırmıştı.

Ama Ayten yılmamıştı, çalışmış, çabalamış İsveç’i tanımıştı. Dilini öğrenmiş, bir işe girmişti ve bu arada katil kocasına 2 oğlan vermeyi de ihmal etmemişti.

Zirdeşt, İsveç’te kimsesi olmayan ve Türkiye’deki ailesine hasretlik duyan Ayten’i ancak iki yılda bir kısa süreliğine izne gitmesine izin vermişti.

O yıl Ayten’in Siirt’te yaşayan erkek kardeşi evlenecekti. Hem memleketini hem de ailesini görebilme sevinciyle Eylül’de Türkiye’ye gitmişti. Kocası yanında gelmemişti.

Ayten’in bedelini hayatıyla ödediği askılı düğün elbisesi ve elbisedeki işaretlenmiş bıçak izleri

Düğünde giyeceği elbiseyi Türkiye’de almak istemişti. Bir mağazada gözüne ilişen sarı renkli uzun elbiseyi çok beğenmişti. Ama bir sorun vardı, ince askılı olan elbise Ayten’in kollarını açıkta bırakacaktı. Ayten çözümü bulmuştu:Omuzumu ve kollarımı şık bir şalla kapatırım” diye düşünmüş, çok hoşuna giden bu elbiseyi satın almıştı.

Güzelce giyinmiş, üstüne de omuzunu örten bir şal takarak erkek kardeşinin düğününe gitmişti. Ayten düğünde çok neşelenmiş, akrabalarıyla halaylar çekmişti.

Düğünden sonra Ayten İsveç’e dönmüş ve bir yaşlı bakımevi’ndeki işinde tekrar çalışmaya başlamıştı. Çocuk hemşireliği okumak için okula da yazılmıştı.

Kocası Zirdeşt yüzde 75 hastalık emeklisi olduğu için sürekli evdeydi ve sadece günde 2 saatliğine Samhall’daki engellilere özel işine gidiyordu.

img_1490-1
Ayten için açılmış taziye masası ve karanlığa yakılan mumlar !

Zirdeşt Mayıs ayında bir gün Ayten işde kendisi de evde iken fotoğraf albümlerini karıştırmış ve o düğünün fotoğraflarına tek tek bakıp incelemişti.

Resimlerde, kendinden 12 yaş küçük eşinin üstündeki şalın hareket ederken ara sıra kaydığını ve ”omuz başlarının” açığa çıktığını farketmişti. Bunu bir türlü onuruna yedirememiş, karısının giyimini bir çeşit oros…luk saymış ve çok sinirlenmişti.

İşten gelen Ayten’e: “Utanmadın mı bunu giymeye, aynı bir orosgibi olmuşsun’ diye bağırmış, hışımla dolaptan kaptığı o elbiseyi önce bıçaklamış sonra da Ayten’i feci şekilde dövmüştü.

Daha önceleri de dövülen Ayten bu kez çok korkmuş ve çocuklarıyla birlikte İsveçli yan komşusu kadının evine sığınmış, kadın polise haber vermiş ve işte ilk kez katil kocasını bu dayaktan sonra polise şikayet etmiş, çocuklarıyla birlikte evini terkedip, boşanma davası açmıştı.

Ayten ile 6 ve 13 yaşlarındaki iki oğlu o yaz boyunca gizli adreslerdeki değişik ‘Kadın Sığınma Evlerine sığınmışlardı. Ama peşini hiç bırakmayan kocası onu büyük oğlunun yardımıyla iki kez eliyle koymuş gibi bulmuştu. Sürekli tehdit ediyor, boşanma davasını geri çekmesini istiyordu. Hatta Ayten’i eve dönmeye kandırmak için ortak evlerindeki kendi hissesini kağıt üzerinde Ayten’e bağışlamıştı.

Bunun üzerine Ayten kocasından saklanmasının anlamsız olduğunu, nasılsa her seferinde onu bulduğunu düşünmüş, hiç olmazsa evimde kalırsam kocamda çocuklarını görür belki sakinleşir diye ümitlenmiş ve Årsta‘daki ortak evlerine taşınmıştı.

Zirdeşt Edil eşi Ayten’e 66 bıçak sapladı. 18 yıl hapis cezasına mahkum oldu. 12 yıl sonra serbest kalacak !

Bu arada Zirdeşt Mayıs’taki dayaktan dolayı Temmuz ayında yargılanmış be denetimli psikolojik tedavi cezasına çarptırılmıştı. Ama benim değil Ayten’in tedaviye ihtiyacı var diyerek zorunlu psikolojik seansların hiçbirine de gitmemişti !

Ayten
kocasının gerçek niyetini bilememişti. Zirdeşt düşman görüp bıçakladığı askılı elbiseyi işyerindeki dolabında cinayet gününe kadar saklamıştı. Bundan habersiz olan zavallı Ayten’de elbisesinin çöpe atıldığını sanmıştı.

İsveç’in meşhur Mora bıçağı “Mora Kniven”

Katil koca 10 Eylül 2015 günü yani Ayten evine taşındıktan 3 ay sonra, işyerindeki dolabından ‘askılı elbiseyi‘ çıkarmış, öğleden sonra tam saat 2’de işten çıkmış ve doğruca Årsta’daki evine gitmişti. Çocuklar okuldan eve henüz gelmemişti.

Kapıyı açan eşine önce bir elindeki ”askılı elbiseyi‘ göstermiş sonra da diğer elindeki İsveç’in meşhur ‘Mora bıçağı’Ayten’in vücuduna tam 66 kez saplayıp bedenini delik deşik etmiş, bununla da yetinmemiş, burnunu ve üst dudağını kesmiş ayrıca yanağını da parçalamıştı..

Ayten’in bembeyaz bedeninin bıçak değmemiş bir yeri kalmamıştı. Ambulans eve geldiğinde Ayten hala can çekişiyor ve nabzı hafifçe atıyordu ama bir süre sonra çocuk sevgisiyle doldurduğu kalbi, al kanıyla dolmuş ve durmuştu.

Zirdeşt nihayet askılı elbise giyerek namusunu kirleten Ayten’in kanıyla namusunu yıkamış, temizlenmişti !

Mahkemeye sunduğu raporunda bilirkişi şöyle yazmıştı: “Erkekler namusunu kirleten kadını cezalandırmak için yüzüne hasar verirler (onu çirkinleştirirler)”

Ayten’in 66 bıçak yaralı cenazesi memleketi Siirt’e gönderilmişti. Geçen Cuma günü biten mahkeme’de Savcı hunharca işlenmiş töre/namus cinayeti iddiasıyla katil koca Zirdeşt için ömürboyu hapis cezası talep etmişti. 

Katil halkın vicdanında zaten yakalandığı ilk günde ömürboyuna mahkum olmuştu.

Ama bugün 10 Şubat’ta mahkeme katil koca Zirdeşt Edil‘e ömürboyu değil, 18 yıl hapise mahkum etti.

İsveç infaz yasasına göre hükmolunan hapis cezasının üçte ikisi (3/2) yatılmakta.

Ayten’in katili bu durumda 12 yıl hapis yattıktan sonra serbest kalacak !

Bir başka deyişle Ayten’e sapladığı her bıçak başına sadece 2 ay hapis yatacak !

Ne diyelim ?

Adalet yerini buldu mu şimdi ?

Kadının kanıyla erkeğin kirli namusunu yıkayıp temizlemek bir onur değil, tam tersine ilkel bir onursuzluktur !

TANER YILDIZ

Ayten’in ay teninde 66 bıçak darbesi vardı !” üzerine 6 yorum

  1. Sibel

    Peki, o sapığın fotoğrafı yok mu…? Hangi sıfata tükürüğünü görmek isteyenler için. …

    1. Mahkeme kararı henüz açıklanmadığı için katilin fotoğrafı yayınlanamıyor Sibel hanım.
      Önümüzdeki günlerde mümkün olabilir..

    2. taner bey öncelikle yazınız için tşk edrm şunu belirtmek isterim ölen kişi ablamdı iki yılda bir türkiyeye sadece bir aylıgına geliyordu ablam 27 yasına kadar türbanlıydı yani onunla evlenene kadar türbanını cıkarması için ona yapmadığını bırakmadı neymiş avrupaya uyması gerekiyormuş namus kavramından bi haber olan bu adi adam nasıl oluyorda onu bu şekilde lanse ettirdi bilmiyoruz o herzaman o bahsi gecen elbisesin on katı açığını kardeşleri giyıyor üstelik güneydoğu gibi tutucu bir yerde yakınları bile fazlasını giyiyor kimse olanları bilmiyor ve bu şekilde bizim parca parca olmuş yüregimi bu namus adı altında yaptıgını söyleyen haberlerde bizi çok üzüyor bu vahseti yapan adam yıllardır boyle her han birilerine saldırmak için can atıyor ve daha neler neler ne yazık ki ne mahkemeye gelebiliyoruz nede hakkımızı savunabiliyoruz adalette yerini bulmadı acımızı yaşıyoruz ve hesap gününü bekliyoruz ama su bilinsin isteriz eger mahkemeye gele bilseydik gercekleri anlatabilmek isterdik ve bu gercekleri annesi ve kardesleri bile biliyorlar abilerinin o insan müsvettesinin nasıl bir vahşi oldugunu ama ne yazıkkı iki torun veren gelinlerinin hiç bir yanlışını görmemelerine ragmen mahkemeye gitmiyorlar dilerim ki allahın gazabı aytenin laneti onun ve bu hale gelmesine sebeb olan tüm yakınlarının üstüne olsun.

    1. Teşekkür ediyorum Banu hanım…
      Bu konuların yazılması, tartışılması ve kamuoyu oluşturulması gerekiyor. Ne yazık ki kadınlarımızı koruyamıyoruz ve ilkel törelere kurban veriyoruz…

    2. Sibel aydın

      Peki , o sapığın fotoğrafı yok mu ? Hangi sıfata tükürüğümü bilmek isterim…..

Bir Cevap Yazın