İsveç’te Türkler kendi ayağına kurşun sıkıyorlar !

Elçilik basın müşaviri Arif Gülen kaş yapayım derken göz çıkardı !

Neler oluyor bize ?

İsveç’teki Türkleri temsil eden ya da temsil iddiasında olan kimi kurum ve kuruluş temsilcileri kendi ayağına ya da  bacağına kurşun sıkmayı galiba pek seviyor.

Bundan dolayı Türkiye’nin ve Türk örgütlerinin temsilcileri, İsveç gazete manşetlerinde ve Tv ekranlarında üst sıralardaki yerlerini son birkaç haftadır koruyor. 

Bundan dolayı insanlarımız durduk yere işyerlerinde, okullarda ve benzeri sosyal ortamlarda cevabını bilmedikleri ya da cevap veremeyecekleri sorularla karşılaşıyor.

İsveç Türk Toplumu her gün yeni bir yara alıyor ya da yeni bir kepazelikle sarsılıyor..

En son darbeyi de Büyükelçilik Basın Müşaviri Arif Gülen vurdu !

 
Bakın nur topu gibi bir skaldalımız daha dün nasıl doğdu:

Stockholm Büyükelçiliği’nde basın müşavirliği görevini yürüten Arif Gülen,  uzun süredir burada kalmasına karşın basın özgürlüğü cenneti olan İsveç’te olduğunu galiba unutuvermiş ve TV 4’e çok nazik bir dilde bir e-mektup yazıp; “Seyfo 1915 adlı belgesel filmi tek taraflıdır ve soykırım olayı tartışmalıdır, bu filmi yayınlama kararınızı bir kez daha gözden geçirmenizi umuyorum” demiş !

 

Arif Gülen’in TV4’ya gönderdiği mektup…
 
Bu mektup İsveç’te neredeyse kutsal sayılan basın ve ifade özgürlüğüne açık bir müdahale, yabancı bir ülkenin sansür girişimi ve gazeteciye baskı olarak değerlendirilip adeta basında  bir bomba etkisi yapmış ve böylelikle büyük merak uyandırma fırsatı yakalayan ve aslında bu zamana kadar onlarcası gösterilen sıradan bir belgesel, “Türk devletinin gösterilmesini engellemek istediği film” niteliği kazanarak çok daha fazla ilgi görmesi sağlanmış ve bunun sonucunda da film izlenme rekoru kırmış…

Tıpkı durduk yere TRF başkanvekili’nin Sergel Meydanı’nda sergilediği yine aynı Ermeni konulu”Leylani Şov” videosunu sosyal medyada birkaç gün içinde 1 milyon 600 bin kişinin izlemesinde olduğu gibi.

Çoğu kez 1915 olayları yıldönümlerinde her zaman yayınlanan bu tür belgeseller genellikle konuyla ilgilenen belli çevrelerce izlenir geçerdi.

Böyle bir mektup gönderme yoluyla sonuç alınmasının İsveç’te imkansız olduğunun ve bunun sizin niyetiniz hiç öyle olmasa da mutlaka basına müdahele ve sansür girişimi olarak algılanacağının ve ters etki yapacağının bilinilmesi ve bu yöntemden kesinlikle kaçınılması gerekirdi. Hele de söz konusu olan bu konunun uzmanı olması gereken bir basın ataşesi olunca !

Halbuki bu gibi durumlarda yapılabilecek sadece bir kaç şey vardı. Zaten filmin gösterilmesini, – ne kadar kibar ve özenli bir dil kullanılsa bile – rica ya da istirhamla engellemek imkansızdı. Yapılabilecek tek şey bu belgesel yayınlandıktan hemen sonra, içeriğinde haksız bir suçlama ya da çarpıtma olduğu anlaşıldığı takdirde sizin de elinizdeki gerçek bilgilere dayandırdığınız haklı itirazınızı bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklamak ya da buna ilişkin görüşünüzü Büyükelçinin basın organlarına vereceği bir demeçle duyurmak olmalıydı. 

Bir diğer seçenekte bu belgesel programını, gösterildikten sonra İsveç’in bir çeşit RTÜK’ü olan “Granskningnämnden“e şikayet etmek ya da  İsveç Dışişleri bakanlığına teessüf bildirmek ya da eğer çok incitici iftiralar içeriyor ise nota vermek bile olabilirdi.

 

Ne diyelim ?

Arif’e tarif gerekmez derler ama gel gör ki bal gibi gerekirmiş !

Belli ki toplumumuzu çok mahçup eden, üzen ve sinirlendiren taptaze ‘Leylani kepazeliği’nden hiç ders çıkarılmamış !

Özellikle temsil ağırlıklı devlet kurumu çalışanları: nitelikli, liyakatli, bin düşünüp bir yapan, atacağı adımın sonucunu önceden kestirebilen, bu toplum içinde yaşayan vatandaşlarının çıkarını ve itibarını düşünen, 72 millete bir gözle bakanilen ve eline, beline özellikle de diline sahip olabilen, yetkin kimseler arasından seçilmelidir..

Arif Gülen‘in asıl amacının bu belgeselin normal seyircisiyle buluşmasını engellemek mi yoksa bu ufak müdahale ile milyonlara ulaşmasını sağlamak mı olduğunu doğal olarak hiç bilmiyorum. Ama böyle art niyetli olabileceğine de hiç inanmıyorum. İftira atmayı da hiç ama hiç istemiyorum.

Ama acı gerçek orta yerde duruyor. Hiç kimsenin izlemesinin İstenmediği belgesel filmi, bu kibarca müdahale sonucunda tam tersine milyonlarca seyirci izledi !

Ne yapalım ?

Kocaman bir aferin mi verelim kaş yapayım derken göz çıkartan ve durduk yerde hem kendini hem de bizleri zora sokan işgüzar basın müşavirimize, yoksa kendisinden haklı olarak bir özeleştiri mi isteyelim ?

İki bilge atasözünden örnek vererek bitirelim:

TV 4 ve belgeseli hazırlatan çevreler şimdi iki elini oğuşturup : 

Ya : “körün istediği bir göz, Arif verdi iki göz” diye seviniyordur !

Ya da : “Kılavuzu karga olanın …. …. …. “sözüne hak veriyordur !

TANER YILDIZ

http://www.tv4.se/nyheterna/klipp/turkiets-ambassad-ville-stoppa-dokument%C3%A4r-i-tv4-3350843

İsveç’te Türkler kendi ayağına kurşun sıkıyorlar !” üzerine 2 yorum

  1. Gulay Gerecci

    Guzel bir yazi ama basligini anliyamadim.Ben ve daha binlerce Isvec teki Turkiyeli kendi ayagina degil gereken yere ,yerlere atiyor kursunu.Elciligin söylemi sadece kendilerini baglar.Iyi gunler

    1. Eleştiriniz doğru Gulay hanım. Kısa başlık yeterince açıklayıcı değil ya da yanlış algılamaya uygun bulunabilir.

      Burada söz konusu edilen genel anlamda Türkler değil onları kağıt üstünde de olsa temsil ya da onların adına hareket etme yetkisi olan kurum ve örgüt temsilcileridir.

      Yazının tümü okununca da kimlerin kastedildiği zaten belli olmaktadır.

      Uyarınız üzerine daha belirgin ve açıklayıcı bir cümle de ekledim yazının giriş bölümüne.

      Haklı uyarınız için teşekkür ediyorum…

Bir Cevap Yazın