Basın müşaviri Arif Gülen bir mektupta bana gönderdi !

Arif Gülen beyin TV 4’ya gönderdiği tartışmalı rica mektubuna iyi niyetli eleştiriler yapmıştım geçenki blog yazımda. 

Kendisi lütfetmiş, eleştirimi eleştirmiş ve bu yazıma cevaben bir mektupta bana yazmış. 

Gülen bey tartışılan mektubunda Tv 4’e “kararınızı gözden geçirin” demişti, şimdi bana  gönderdiğinde ise “eleştirinizi gözden geçirin” diyor !

Noktasına, virgülüne dokunmadan bu cevap mektubunu sayfamda yayınlıyorum.

Buyrun Arif Gülen‘in gözünden madalyonun öteki yüzünü de görün: 

Taner Bey,

” Benim yerim, yurdum ve iletişim bilgilerim belli.

Yaklaşık 4 yıldır İsveç’te görev yaptığım için sizinle çeşitli etkinliklerde karşılaştığımız için ben sizi şahsen tanıyorum, selamlaştığımız da olmuştur, herhalde siz de beni belki şahsen tanıyorsunuz.

Keşke yazınızı kaleme almadan önce beni arayıp görüşlerimi sorma nezaketinde bulunsaydınız.

Sanıyorum bana ulaşmakta sıkıntı çekmezdiniz, zira iletişim bilgilerim Büyükelçiliğimizin internet sayfasında dahi var, dolayısıyla konsoluosluk işi olan vatandaşlarımız bile bana rahatça ulaşabiliyorlarken herhalde siz de ulaşmakta sıkıntı yaşamazdınız.

Eleştirdiğiniz konuya gelince;

Söz konusu mailin her kelimesi özenle seçilmiş ve ifadeler nezaketle dile getirilmiştir.

Ancak bahsettiğiniz televizyon yetkilisi, maili kastı aşan bir şekilde yorumlayarak, sanki kendilerine baskı yapıyormuşuz gibi olayı yansıtmayı tercih etti.

Ancak ben bir Basın Müşaviri olarak görevimi yaptım ve tartışmalı olan bir konuda ülkemizi, halkımızı karalayan bir programın bir televizyon kanalında yayınlanmasına itiraz ettim ve programı yayınlama kararını yeniden gözden geçirmelerini istedim.

Bunu yaparken de olabildiğince nazik olmaya ve diplomatik bir dil kallanmaya özen gösterdim.

Siz benden daha uzun süredir İsveç’te yaşıyorsunuz ve bildiğim kadarıyla da bir derneğin başkanısınız.

Benim dört yıldır gözlemlediğim kadarıyla İsveç basını ülkemizle ilgili güzel haberlere çok nadiren yer verirken, ülkemizle ilgili olumsuz gelişmelere bolca yer veriyor. Herhalde siz bunu benden çok daha fazla gözlemlemişsinizdir.

Ayrıca zaman zaman ülkemiz ve halkımız aleyhine yazılara yer veriliyor, bazan haksız suçlamalar yöneltiliyor.

Ben hem görevim gereği hem de bir birey olarak bunlardan rahatsızlık duyduğum yazılara, makalelere veya programlara itirazımı yazılı olarak hem medya kuruluşuna hem de ilgili gazeteciye iletiyorum.

Bunu yaparken de basın özgürlüğünü zedelememeye, yayın politikalarına müdahale etmemeye gayret ederek, ifade özgürlüğüm çerçevesinde yapıyorum.

Bildiğim kadarıyla bu ülkede ifade özgürlüğü var diyorlar, biz de buna dahil değil miyiz?

Hiç sesimizi çıkartmayalım, hep susup oturalım mı?

Öte yandan benim mesleki kariyerimi, tecrübelerimi, niteliklerimi, liyakatımı, 72 millete bir gözle bakıp bakmadığımı, elime, dilime ve belime sahip olup olmadığımı bilebilecek kadar beni tanıdığınızı düşünmüyorum. 

Şu kadarını söyleyeyim, 30 yıldır ben devletime ve ülkeme yurt içinde ve yurt dışında hizmet etmek için elimden gelen gayreti gösterdiğime inanıyorum.

Bu arada merak ediyorum, siz acaba bügüne kadar şahsen veya bir sivil toplum kuruluşu olan derneğiniz adına, ülkemize ve halkımıza hakaret eden veya yalan yanlış bilgiler içeren, ön yargılı bir haber, makale veya program için hiç bir İsveç medya kuruluşuna itirazınızı bildirdiniz mi?

Yaptıysanız tebrik ediyorum, ama yapmadıysanız lütfen eleştirilerinizi bir daha gözden geçirin. 

Saygılarımla

 Arif Gülen   

Ne diyelim ?

Keşke basın müşavirimiz Arif Gülen bey bana yaptığının aynısını TV4’ya da yapsaydı. 

Tıpkı benim eleştirel yazımı okuduktan sonra böyle bir mektup yazdığı gibi TV 4’ya da belgesel filmi gösterildikten sonra mektup yazıp itiraz etseydi ya da içeriğini haklı olarak eleştirseydi.

Besbelli ki TC Stokholm Büyükelçiliği Basın Müşaviri Arif Gülen bey benim yazımı ve maksadımı tamamen yanlış anlamış ya da tersinden algılamış.

Çünkü benim eleştirimin amacı sadece üzüm yemekti, Arif beyi kişi olarak dövmek değil !

Arif beyin mektubunun başında söyledikleri doğrudur. Kendisiyle tanışır ve selamlaşırız. Kimi etlinliklerde karşılaşırız. Kendisine ulaşmakta bir sorun yaşamayız. 

Tanıdığım kadarıyla son derece nezaketli, kibar, sakin ve efendi bir kişiliği vardır. Görevine, devletine ve milletine bağlılığı konusunda en ufak bir şüphe taşımıyorum. Bunların hepsi doğru. 

Ancak !

Ben ifade özgürlüğünü benim gibi kullanan vatandaş Arif Gülen’i eleştirmedim ki !

Siz bu mektubu benim gibi normal bir vatandaş ya da izleyici Arif Gülen olarak yazmadınız ki !

Kaldı ki öyle olsa bu mektubu belki de ben de desteklerdim ki !

Zaten öyle ifade özgürlüğü kapsamında yazılmış olsa böyle bir gürültü patırtı çıkmazdı ki !

Bunun benzeri programlar şimdiye kadar yıllarca ve onlarca kez yayınlanagelmiştir bu İsveç adlı ülkede. 

Bu türden filmler gösterildikten sonra ya da gazetelerde haksız yazılar çıkdıktan sonra, yüzlerce vatandaşımız önceki yıllarda da hem gazetecilere hem TV lere hem de politikacılara onlarca kez yazı yazdı, şikayette bulundu hatta imza kampanyaları açtı ama tüm bunlardan dolayı hiç bir zaman bunu yapanlar niye böyle yaptın diye bir eleştiri almadı, hiç bir sorun yaşanmadı.

Bende bir vatandaş olarak onlarca kez bu tür mektuplar yazdım, tekefonlar açtım ve doğal olarak sizin aldığınız tepkilerden hiç birini almadım.

Çünkü tüm bunlar vatandaşın ifade özgürlüğü ya da okuyucu / izleyici eleştirisi çerçevesinde değerlendirildi.

Ben TC Stokholm Büyükelçiliği Basın Müşaviri sayın Arif Gülen’in başvurduğu bir iletişim yöntemini, teorik olarak ifade özgürlüğü kapsamında görülebilse de, pratikte ve gerçek hayatta ortaya çıkarabileceği ters etkili sonuçlarından örnek vererek ve gerekçelendirerek eleştirdim.

Burada söz konusu olan ve sorun yaratan sizin vatandaş Arif Gülen olarak değil, Türk Büyükelçiliği Basın Müşaviri, diplomat Arif Gülen sıfatınızla gazeteciden böyle bir rica da bulunmanızdır.

Bu müdahalenin Büyükelçilik inisiyatifiyle ve bizzat basın müşaviri eliyle yapılmış olmasıdır.

Siz bu mektubu kendi adınıza değil Türk Büyükelçiliği ve Türk devleti adına yazdınız.

Siz büyükelçiliği ve devleti temsil ediyorsunuz ve diplomat statüsünde devlet memurusunuz.

Böyle olunca da bunun Türk Büyükelçiliğinden nazik bir müdahale ve baskı yeltenmesi olarak algılanması ve öyle değerlendirilmesi kaçınılmazdır.

Sizin iyi niyetiniz, kelimeleri özenle seçmeniz ve nazik bir dil kullanmanız bu kaçınılmaz algıyı hiçbir şekilde değiştiremez, nitekim değiştirememiştir de.

Keşke tepkinizi film gösterildikten sonra alışılagelmiş ve devlet ciddiyetine uygun yollarla ve yerleşik yöntemlerle verseydiniz.

Yapılan bir işin değeri ve kazancı elde edilen sonuca göre belli olur.

Sizin yaptığınız özenli müdahalenin sonucu belli olmuştur:

1.Bu propaganda filmi normal şartlardaki izleyicisinden üç – beş misli fazladan seyirciye ulaşmıştır.

2. İsveç kamuoyunda, Türk Büyükelçiliği’nin özgür İsveç basınına müdahale etmeye ve sansürlemeye  yeltendiği algısı oluşmuştur.

3. İsveç’in belli başlı tüm gazetelerine “Türk Büyükelçiliği özgür İsveç basınına baskı yaptı ” şeklinde kalın puntolu manşetler atılmıştır.

4. İsveç kamuoyundaki Türkiye’ye ve Türklere yönelik mevcut önyargılar ve haksız suçlamalar pekişmiştir. 

Lütfen konuya kişisel bağlamda yaklaşımda bulunmayınız, bu iyi niyetli eleştirilerim kesinlikle doğrudan sizin şahsınıza değil, eyleminize yöneliktir.

Elinizi vicdanınıza koyun ve cevabını siz verin :

Attığınız taş vurduğunuz kuşa değdi mi şimdi ?
Benden de size saygılar…

TANER YILDIZ


Konuya ilişkin tv haberini aşağıdaki linki tıklayarak izleyebilirsiniz 

http://www.tv4.se/nyheterna/klipp/turkiets-ambassad-ville-stoppa-dokument%C3%A4r-i-tv4-3350843

http://www.tv4.se/nyheterna/klipp/turkiets-ambassad-ville-stoppa-dokument%C3%A4r-i-tv4-3350843

 

Basın müşaviri Arif Gülen bir mektupta bana gönderdi !” üzerine 2 yorum

  1. C.Ö.

    Arif Gulen TV4’e yazdigi mektubuna iyi basladi, ancak mektuptaki son cumlesi tum mektubun icerigini degistirdi ve malesef yanlis.
    Bu cumle ile TV4 programin kanaldan alinmasi icin baski yapildigini söylerek (hakli bir algi) Arif’in mektubu yayinladi ve programin 3-5 misli insanin seyretmesine yardimci oldu!

    Arif Gulen’in son cumle söyle;

    I hope you will review the subject once more and reconsider your decision on broadcasting of the above-mentioned documentary film with a balanced and sensible attitude.

    Halbuki cumle asagidaki gibi olsaydi, Arif Gulen’in mektubu TV4 tarafindan acikca yayinlanamaz ve ayni anda Arif Gulen’in mektubu otomatik olarak TV4’e cevap hakki icin bir nevi baski da yapardi:

    I hope you will, in order to give an opportunity to serve the principle of objective of broadcasting, give a possibility to broadcast a documentary reflecting the view of the other side as well.

    Kisacasi, “yayini kaldirin” demek yerine, “tarafsiz yayin geregi, diger tarafin görusunu de belirten bir film gösterilmesine imkan verilmesi” demesi lazimdi…

    Bu zamanda yayini kaldirmalarini beklemek hayal kurmak gibi bir sey.

    Umarim böyle ters teken yazilar bir daha sefere dogru yazilir.

  2. OSMAN öZKANAT

    BEN BİLİYORUM Kİ İSVEÇ,, SOL PARTİLER BAŞTA OLMAK ÜZERE ERDĞANIN BAŞKANI OLDUĞU HÜKÜMETLERİ DESTEKLEMİŞTİR..BUNA BASIN YAYIN ORGANLARINI DA SAYABİLİRİZ.BU DESTEK ,REJİMİNİN OTORİTER YAPIYA BAŞLANGICINA KADAR SÜRDÜ..ÖZELLİKLE SON 3 YILDIR despotizm DORUĞa YÜKSELDİ..İSVEÇ BASININ ÜLKE VE YÖNETİMİ ELEŞTİRMESİ”HALKIMIZ VE ÜLKEMİZ”ALEYHİNE YAYIN YAPIYOR DENMESİ NE KADAR GERÇEKLE İLİNTİLİDİR? ÜLKEYİ VE HALKI YÖNETİCİLERLE ÖZDEŞLEŞTİREMEZSİNİZ ..BU YAYGARA ZAMAN ZAMAN DEVE KUŞU MİSALİ OLANLARCA KULLANILDI..NE YAZIK Kİ….

Bir Cevap Yazın