Yeşim İsveç’ten adalet istiyor !

Yeşim sessiz çığlığımı duyun diyor.

Yeşim İsveç’ten adalet bekliyor.

 

Yeşim işte böyle hayat dolu ve sağlıklıydı. Kabusu avuç içinde terlemeyle başladı.
Fatsalı Yeşim, Türkiye’de avuç içi terlemesinden dolayı küçük bir ameliyat geçirmiş ancak özensiz bir doktorun ihmali sonucu boğazından salınan hortumunun geri çekilmesi sırasında soluk borusu delinmişti.
Yeşim, soluk borusu tedavisi için 4 yıl önce İsveç’in dünyaca ünlü Karolinska Hastanesi’ne büyük umutla gönderildiğinde 22 yaşında hayat dolu bir üniversite öğrencisiydi.

Yeşim İsveç’e 4 yıl önce geldiğinde çekilen bu fotoğrafta da görüldüğü gibi yüzü gülüyordu ve umut doluydu.
İsveç’te geçirdiği ve iç organlarının parçalandığı  kabus gibi üç yıllık sözde tedavisi süreci sonrasında şimdi de Amerika’nın Philadelphia şehrindeki Temple Üniversite Hastanesi’nde tedavi görüyor…

Yeşim şimdi tedavi gördüğü Amerika’daki hasta yatağında.
Tam 100 kez hileyle bıçak altına yatırıldı.

Türk devleti bu hileli ameliyatlarla tam 85 milyon kron dolandırıldı.

Üzerinde belki de daha fazla deney yapmak ve daha fazla para kazanmak için Yeşim defalarca bıçak altına yatırılıp tekrar tekrar ameliyat edildi.

Dünyanın en vefakar, en fedakar ve en cefakar babası işçi emeklisi Hayrullah Çetir 5 yıldır Yeşim’in başından 5 dakika bile ayrılmadı. Yeşim bu evliya sabrı ve metanetine sahip babası sayesinde hayatta kaldı.
Böyle vicdansız bir tedavi yöntemi, böyle acımasız bir ameliyat serisi görülmedi :

 Yeşim tam 100 kez pek çoğu hileli ameliyat geçirdi.

Yeşim’in gencecik ve taptaze vücudunda hayvanların üzerinde bile denenmemiş ameliyat ve tedavi deneyleri yapıldı.

Yeşim’in hileli ameliyatlar sonucunda parçalanan sapasağlam ve taptaze yemek borusu ile akciğerinin yarısı ve delik ama kısmen iş gören soluk borusu kesilerek alındı.

Yeşim hayatının baharında tam üç yıl boyunca sahte ameliyatlar sonucunda geceli gündüzlü yoğun bakım yatağında yatırıldı..

Yeşim’in vücudunda bir değil, iki kere hileli plastik soluk borusu deneyi yapıldı. Her iki ameliyatta başarısız oldu. 

Yeşim, bu zamana kadar İsveç’te en uzun süreli yoğun bakım yatağında yatmış hasta olarak İsveç Tıp Tarihine geçti.

Yeşim hileli ameliyatlar ve izinsiz ilaç deneylerinden dolayı dayanılmaz acılar çekti. Birkaç kez ölümden kılpayı kurtuldu.

Türkiye devleti de bu bahaneyle tedavi masrafları adı altında tam tamına 85 milyon kron, yani 10 milyon dolar, yani 30 milyon TL göz göre göre dolandırıldı !

Genç kızımız İsveç tıp tarihinin bu en büyük skandalının – sapasağlam organlarını kaybetmek pahasına – hayatta kalabilen tek kurban oldu. Diğer iki hasta öldü.

Yeşim bu bayramda Amerika’daki koruyucu meleği babası Hayrullah bey ile hasta yatağında böyle bayramlaştı…
Yeşim, Karolinska hastanesi ile Karolinska Tıp Fakültesi yöneticileri ve üçkağıtçı italyan cerrah Macchierani’nin üçlü ve kirli işbirliğiyle sözde tıbbi araştırmalarda kobay olarak kullanıldı.

Üç yıl boyunca vücudunda izinsiz ilaç ve tedavi deneyleri yapıldı,  hayati organları parçalandı, belli ki  Türkiye’den daha çok para dolandırmak için bu uzun sürede yoğun bakım yatağında yatırıldı.

Üstelik tüm bunlar içinde Türk devletine tam tamına 85 milyon kron hastanede bakım ve ameliyat parası ödettirildi.

Karolinska hastanesi, sahte belgelerle işe aldığı italyan kasap cerraha bir İsveçlinin üzerinde denemeye cesaret edemeyeceği tıbbi araştırma deneylerini, -İsveç’te belki de hiçbir hak iddia edemeyeceğini düşündüğü-  misafir hastalar bir Eritreli siyahinin ve gencecik bir Türk kızının üzerinde yaptırttı.

Yeşim’in celladı olan üçkağıtçı İtalyan kasap cerrah Paolo Macchierani, şeytanca gülümseyerek kendi hileli icadı plastik soluk borusuyla poz veriyor…
İçinde binbir türlü hile, yalan, dolan, sahtekarlık ve manipülasyon tilkilerinin kuyruklarını birbirine dolaştırmadan gezdiği, tıp etiği kurallarına ve hasta haklarına aykırı uygulamaların pervasızca sergilendiği ve Yeşim’in alet edilip kurban seçildiği, ilgili İsveç bakanının “- tek kelimeyle kepazelik-” diye nitelendirdiği bu organize rezaletin hesabının sorulması başta Türk Büyükelçiliği olmak üzere hepimizin boynunun borcudur.

İsveç devleti ve kurumları temiz kalmayı ve saygınlığını korumayı, hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayan güçlü ve şeffaf yerleşik denetleme sistemine, ve acıtsa bile tarafsızca gerçeği ortaya çıkarma iradesinden hiç taviz vermeyen titiz müfettişlerine, nitelikli uzmanlarına ve dürüst yöneticilerine borçludur.

Nitekim bu kepazelik de yine bu şeffaf sistem sayesinde ortaya çıkarılmıştır. Bunun sonucunda başta bu italyan kasap cerrah olmak üzere Karolinska’nın tüm üst düzey yöneticilerinin kellesi birer birer uçmuş ya da uçurulmuştur.

Ama işin hesabının görülmesi bu kadarlıkla kalmamalıdır. Karolinska Hastanesi ve Karolinska Tıp Fakültesi kusurlarını kabul ederek resmen ve yazılı olarak özür dilemelerine rağmen bu kepazelikten bu kadar kolay ve bir kuru özürle bu kadar ucuz sıyrılamamalıdır.

Birbirinden bağımsız olarak hazırlanmış ve içeriğinde tüm aşamaları ayrıntılı olarak yazılan hem Karolinska hastanesine ve Karolinska Enstitüsü’ne hem de üçkağıtçı İtalyan kasap cerrah Macchierani’ye zehir zemberek ağır eleştirilerin ve ciddi tespitlerin yer aldığı soruşturma raporları “kapı gibi delil” ve hasta yatağındaki Yeşim de “canlı delil” olarak orta yerde durmaktadır.

Yapılması gereken tek şey var, o da : -hiç zaman kaybetmeden hem İsveç’te hem de Türkiye’de bu skandalı süratle yargıya intikal ettirmektir.

Yeşim’in adına babası Hayrullah bey ve Türkiye adına da büyükelçilik tarafından, en iyi avukatlar aracılığıyla bu üçkağıtçı İtalyan cerrah ve Karolinska hastanesi aleyhine hem tazminat hem de ceza davaları açmaktır.

Gerekiyorsa Türkiye devleti eliyle bu skandalı uluslararası arenaya da taşımaktır.

Ne diyelim ?

Türkiye devleti bu organize tıp skandalına kurban seçilen masum vatandaşı Yeşim kızımızın adalet isteyen sessiz çığlığını duymalıdır. 

Öncelikle ve özellikle Yeşim’in hakkını tüm yönleriyle aramalı ve gerekirse söke söke almalıdır. 

Türk devleti, içinde bizlerin de hakkı bulunan ve göz göre göre dolandırılan bu 85 milyon kronu Karolinska’dan geri istemelidir. 

Geri alınacak olan bu 85 milyonu, kuruşuna dokunmadan kendinin de kusurlu olduğu bu skandalın kurbanı olan Yeşim’e tazminat olarak ödemelidir. 

Yeşim kızımız İsveç’e Türkiye devleti tarafından gönderilmiştir. 

Yeşim Büyükelçiliğimizin himayesinde, gözetiminde ve denetiminde iken bu korkunç uygulamalara maruz bırakılmıştır.  

Türk Büyükelçiliği ; Yeşim’in İsveç’e getirilmesinde, buradaki tedavisinin ve ameliyatlarının izlenmesinde, 85 milyon kronun Karolinska’ya tıkır tıkır ödenmesinde ve Türkiye Sağlık Bakanlığı’ndan  düzenli olarak sık sık İsveç’e gelen müfettişlerce yapılan tedavinin yerinde denetlenmesinde kilit ve belirleyici rol oynamıştır.

Bu nedenle bu konudaki en büyük sorumluluk Türk Büyükelçiliği’ne düşmektedir.

Bu nedenle Yeşim kızımızın İsveç’teki hakkını aramak ve bunun yanında Türkiye devletinin çıkarını korumak görev ve yükümlülüğü de doğal olarak ve öncelikle Türk Büyükelçiliği’ne aittir…

İsveç’te yaşayan vatandaşlarımız  üç yıl boyunca Yeşim’le sıcak bir bağ kurmuş, onunla birlikte sevinip onunla birlikte üzülmüştür. 

insanlarımız haklı olarak neler olup bittiğini ve Büyükelçiliğin bundan sonra  neler yapmayı düşündüğünü merak etmektedir.

Yeşim’i bağrına basan duyarlı vatandaşlarımız Büyükelçilikten buna dair bir açıklama yapılmasını beklemektedir.

İsveç’te yaşayan insansanlarımuz Yeşim’i hep birlikte kucakladı. İşte onlardan birisi değerli Cazibe Kebe Karaman hanım..
İsveç Türk Toplumu bu konuda yapacağı çalışmalarda Büyükelçiliğimizin sonuna kadar arkasında duracak ve destek olacaktır.

Yeşim hasta yatağında yapayalnız bırakılamaz !

Buna ne Allah’ın ne de halkın gönlü razı olmaz !

TANER YILDIZ

Yeşim İsveç’ten adalet istiyor !” üzerine 2 yorum

  1. Geri bildirim: Yeşim Babasıyla Cennette Buluştu…. – Taner Yıldız

  2. Geri bildirim: Cellat İtalyan cerrah Yeşim’i kobay yapmış ! – Taner Yıldız

Bir Cevap Yazın