İsveç adaleti göçmen bıçaklayan ırkçısını suçsuz buldu !

İsveç adaleti göçmen kökenlilere gözdağı mı vermek istedi ?

İsveç’in en meşhur ırkçı nazisti Andreas Karlsson 2 kişiyi bıçakla ağır yaralayıp Ukrayna‘ya kaçmasına rağmen suçsuz bulunup serbest bırakıldı. 

Nazist Andreas Karlsson cebinde bıçağıyla tekrar Malmö sokaklarında elini kolunu sallayarak volta atmaya başladı !

8 Mart 2014’de Malmö Möllanvången meydanında Nazist Svenskarnas Parti (İsveçlilerin partisi) ‘nin azılı ırkçıları,  ırkçılık karşıtı sosyalistlerin yürüyüşüne saldırmış,  elebaşıları Andreas 2 kişiyi (birisini akciğerinden) ağır biçimde bıçaklamış, bununla yetinmeyip bir diğer ırkçı arkadaşıyla birlikte ırkçılık karşıtı göçmen Şovan‘ı kovalamış, arkasından saldırarak kaldırıma düşürüp öldüresiye döverek kafasını paramparça etmişti.  

Şimdi 33 yaşında olan Nazist Andreas‘ın bıçakladığı kişiler şans eseri ve kılpayı hayatta kalmıştı. 

Irçılık karşıtı göçmen Şovan, hayati tehlikeyle aylarca hastanede yatmış ve ömür boyu sakat kalmıştı. 

Kafatası parçalanan Showan Shattak
Olay yerinde suçüstü yakalanan İsveçli  Nazist her ne hikmetse gözaltına alınmayıp kaçabilmesi için polis tarafından salıverilmişti !

Polisin bu kıyağına çok sevinen ve suçunu ve ceza alacağını bilen Andreas Carlsson’un ilk işi de soluğu Ukrayna da almak olmuştu. 

Irkçı Nazist beyaz etnik İsveçli Andreas Karlsson’un suç aleti bıçağı.

Kamuoyunun baskısıyla hakkında uluslararası arama çıkarılan Andreas Carlsson geçen yılın sonunda Ukranya’da yakalanarak İsveç’e iade edilmişti. 

Savcının ve polisin gönülsüz ve özensiz soruşturması bitince de Andreas bu yaz ilk mahkemede (tingsrätten) yargılanmış ve 2 kişiyi bıçaklama suçumdan dolayı 3,5 yıl hapse mahkum edilmişti.

Yabancı bıçakladığı için mahkum edilmesine çok kızan İsveçli göçmen celladı Andreas bir üst mahkemeye itiraz etmişti. 

Irkçı yuvası Skåne bölgesindeki Blekinge Üst Mahkemesi (hovrättenise bugün açıkladığı skandal kararında ırkçı katil adayını sadece “nefsi müdafaa yaparken 2 anti ırkçıyı bıçaklamak zorunda kaldığı” gerekçesiyle tamamen suçsuz bulup beraat ettirdi. 

Halbuki İsveç’te Kärrtorp‘da yaşanan tıpkısının aynısı bir başka ırkçı – anti ırkçı kavgasında mahkeme bunun tam tersi karar vermişti. 

Çünkü burada bıçaklanan beyaz ve etnik bir ırkçı İsveçliydi,  üzerine saldıran ırkçılardan korunmak için bir ırkçıyı bıçaklayan da yani “nefsi müdahaleyle bir ırkçıyı bıçaklamak zorunda kalan” ise kara bir göçmen kökenliydi.  Nedense o zaman bu göçmen kökenlinin nefsi müdafası görmezden gelinmiş ve  belki de haklı olarak  “adam öldürmeye teşebbüsten‘ mahkum edilmişti…

Geçen yıl Aralık ayında Stockholm’un Hökarängen semti metro istasyonunda İsveç’e ziyarete gelen Nijeryalı turist Fidelis Ogu‘da sırf karaderili olduğu için durduk yere 3 isveçli Nazist tarafından defalarca bıçaklanmış, kılpayı yaşama tutunmuştu.  

Eldeki çok sayıdaki delile ve görgü tanığı ifadesine rağmen yakalanan bu isveçli 3 ırkçının üçü de mahkemede suçsuz bulunup yine beraat ettirilmişti. 

Ne diyelim ?

İsveç anayasasında ister beyaz etnik isveçli isterse göçmen kökenli kara isveçli olsun herkesin kanun önünde eşit olduğu yazar. 

Ama gerçek hayatta ve uygulama da adının Andreas Carlsson ya da Şovan Şattak (Showan Shattak) olması arasında dağlar kadar fark var. 

Ama herkesin yasa önünde eşit olmadığı da en çok da İsveç’in bembeyaz adalet sisteminde ortaya çıkar. 

Bir göçmen kökenli suç işlediğinde genellikle yasada yazılı tavan ceza verilir. Taban ceza alması istisnadır.

Bir beyaz etnik İsveçli aynı suçu işlediğinde ise genellikle taban ceza verilir. Tavan ceza alması istisnadır.

Hele bir de mahkeme de bir göçmen kökenli kara İsveçli gariban, beyaz etnik İsveçli birisiyle karşı karşıya gelmişse ve söz söze karşı durum varsa (ord står mot ord) işte o zaman yandı gülüm keten helva !

Beyaz olanı bu olayda da görüldüğü gibi ya beraat eder ya da mümkün olabilecek en az cezayı çeker, kara olanı ise her durumda bir ceza yer; ya en yüksek cezayı alır ya da en düşük cezayla veya en iyi ihtimalle para cezasıyla sıyırır ama mutlaka cezalandırılır !

Bunun böyle olduğu, yani aynı suçu işleyen beyaz isveçliye ve göçmen kökenliye farklı cezalar verildiği; yapılan ve yayınlanan onlarca bilimsel araştırma ile kıyaslamalı incelemelerle ve üniversite bitirme tezleriyle de ispatlanmış bir İsveç adaleti gerçeğidir. 

Bunun doğruluğu, şimdiye kadar yolu herhangi bir sebeple mahkemeye düştüğünde bu tezgahtan geçirilen göçmenlerin kendi tecrübeleriyle de sabittir.

Çünkü İsveç yargısı gerçekten donmuş kar gibi bembeyazdır !

Beyaz etnik isveçlilerin kurtarılmış kutsal bir mekanıdır ve kapalı bir kutudur.

İsveç’te yargıçlık ve savcılık hele de üst mahkeme yargıçlığı ve başsavcılık makamları, İsveç üst sınıfunın tekelindedir ve hep babadan oğula geçirile gelmiştir !

Göçmen kökenli bir kara İsveçlinin üst düzey yargıç ya da savcı olması kağıt üzerinde ve teoride mümkün görünse de gerçek yaşamda ve pratikte şimdiye kadar istisnai birkaç idare mahkemesi yargıcı dışında mümkün olmamıştır.

Hakimlerin yüzde yüzü beyaz etnik isveçlidir.

Savcıların yüzde yüzü de beyaz etnik isveçlidir.

Polislerin ise yüzde doksan dokuzu beyaz etnik İsveçlidir. 

İsveç’in tertemiz ve imrendiğimiz çok düzenli adalet saraylarında görebileceğiniz göçmen kökenli kara İsveçliler ise ya temizlikçidir ya hademedir ya da en şanslı olanları da ya arşivcidir ya girişteki danışma görevlisidir ya da kapı bekçisidir

Yani hepsi de etkisizdir !

İsveç’te suç işlemeyi düşünenler ya da bir şekilde yolu mahkemeden geçecek olanlar lütfen önce İsveç adaletinin nasıl çalıştığını gözönünde bulundursun ve  bir kez daha düşünsün !

TANER YILDIZ 

 

 

Bir Cevap Yazın