İsveç, Raşit’i 55 yıl sonra sınırdışı ediyor !

Dünya’da eşi benzeri görülmemiş bu skandal sınırdışı kararının altında; Suriyeli, Iraklı Arap sığınmacılar ve Stockholm caddelerinde dolaşan Faslı sokak çocuklarından bunaldığı için iyice şaşıran ve son yıllarda işi başından aşınca kimin eli kimin cebinde pozisyonuna düşen İsveç Göçmenlik Dairesi‘nin imzası var… 

Kararın gerekçesi de karar kadar saçma :

“İsveç’e yeterince uyum sağlamadı ” !

Aftonbladet gazetesi yazarı Oisin Cantwell‘in haberine göre göçmen dairesinin bu tuhaf kararı oldukça tartışmalı.

Faslı Arap Raşit‘in İsveç’teki 55 yıllık göçmen yaşamının öyküsü 1961 yılında Fas kralı 2.Hasan’ın tahta çıkmasıyla başlıyor. 

O zaman 17 yaşında genç bir solcu eylemci olan Raşit, artan baskılar sonucunda hapse atılacağı korkusuyla soluğu İsveç’te yaşayan akrabasının yanında alıyor. 

İsveç’e sığınmacı olarak başvuruyor ve başvurusu 1961 de kabul görüp üniversite şehri Uppsala’ya yerleşiyor. 

Şimdi 72 yaşında olan Raşit iktisat okuyor hatta bir ara üniversite’de zamanın İsveç başbakanı ve İsveç refah devleti modelinin mimarı Tage Erlander ile karşılaşıp birlikte bir fincan kahve bile içiyor !

Yıllar geçiyor ve Raşit arap geleneklerine uygun olarak 4 kere evleniyor ! 

Dört çocuğu ve onlardan da torunları oluyor. 

Zamanla pek de başarılı göçmen profili çizemeyen Raşit ufak tefek işlerde çalışıyor, suça karışıyor, denetimli serbestlik, para cezası ve en uzunu 5 yıl hapis olmak üzere 8 kez mahkumiyet alıyor. Cezasını çekip çıkıyor. 

Ama Göç Dairesi’nin sözkonusu sınırdışı kararı bu suça karışmasına ve sabıka kaydına dayanmıyor. 

Peki o zaman neye dayanıyor ?

Sınırdışı gerekçesi “İsveç’e yeterince uyum sağlamadığı” iddiasına dayandırılıyor. 

Raşit’in başına çorap örülmesine en son aldığı cezasını çekip hapisten çıktığı 2008 yılında başlanıyor.

Raşit hapisten çıktığında birdenbire banka hesabının kapatıldığını ve İsveç’teki ikamet adresinin silinip nüfus kütüğünden çıkarıldığını farkediyor. 

Yani “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz ” durumuna düşürülüyor. Yani yok hükmünde bir adama dönüştürülüyor ! Yani yaşadığı halde resmi anlamda ölü muamelesi görüyor. 

Raşit ne olup bittiğini öğrenmek için hemen Göç Dairesi ile ilişkiye geçiyor ve tekrar oturum izni almak için başvuru yapıyor. 

İsveç’te 47 yıl yaşadıktan sonra  yaptığı oturum başvurusu reddediliyor ve aynı zamanda da hakkında ayrıca sınırdışı kararı çıkarılıyor. 

Raşit mahkemeye giderek red kararına itiraz ediyor. Mahkeme de itirazını reddedince sınırdışı kararı 20 Ocak 2011’de yürürlük kazanıyor ancak bu süre içerisinde sınırdışı edilmediği ve İsveç’te yaşadığı için de bu karar 2015 yılında zaman aşımına uğruyor ve artık bir hükmü kalmıyor.

Bu durumda İsveç devletinin artık istese bile Raşit’i sınırdışı edebilme imkanı ortadan kalkmış oluyor. 

Raşit bu arada devletten saklanmaya ya da kaçmaya da gerek duymuyor ve hiç bir şey olmamış gibi elini kolunu sallayarak serbestce İsveç’te yaşamını sürdürüyor. 

11 Kasım 2013 yılında Raşit polis tarafından Stockholm’da hırsızlık şüphesiyle yakalanınca devletin eline altın bir fırsat geçiyor. 

Polis, Raşit’in hakkında bir sınırdışı kararı kaydı olduğunu farkediyor ve hemen Göç Dairesi ile irtibat kuruyor ve “siz bu işe ne diyorsunuz ?” diye soruyor.

Göç Dairesi memuru polisin sınırdışı etmeyebileceğini sanarak “siz o kararı hiç umursamayın” diye cevap veriyor. Polis’te bunun üzerine Raşit’i sınırdışı etmek için alıkoymak yerine serbest bırakıyor. Daha sonra hakkında açılan hırsızlık dosyası da zaten delil yetersizliğinden kapatılıyor. 


Raşit bu yıl tekrar oturum başvurusunda bulunuyor. Göç Dairesi’nin başvuruya verdiği yumruk gibi cevabı ise yine bir kez daha hemen sınırdışı edilmesi ve ayrıca 4 yıl İsveç’e giriş yasağı sürgün cezası verilmesi oluyor. 

Bu ikinci kez alınan sınırdışı kararına öncekinden de daha garip bir gerekçe gösteriliyor:

Göç Dairesi’nin gerekçesine göre Raşit’in 1990 yılına kadar ki oturum izninde bir sorun görünmüyor ancak onlara göre; “Raşit 1990 yılından beri İsveç’te oturum izni olmadan kaçak olarak yaşıyormuş !

Halbuki İsveç hükümetinin 1981 yılında aldığı bir kararda Raşit’in siyasi nedenlerle Fas’a sınırdışı edilemediği yazıyor. 

Bu durumda insanın aklına şu sorular takılıyor:

Niçin aradan 29 yıl geçtikten sonra Raşit’in İsveç’te kaldığı süre şimdi nasıl birdenbire yasadışı olabiliyor ? 

Orta yerde duran bir hükümet kararı geçerliliğini nasıl yitirebiliyor ? 

Hangi gerekçeyle bir resmi kurum ülkenin en yüksek iktidar organının bir kararını ortadan kaldırabiliyor ?

Göç Dairesi’nin ikinci sınırdışı kararı gerekçesinde bu soruların cevabı bulunamıyor. 

Üstelik daha önceleri yerine getirilmemiş (infaz edilmemiş) olan sınırdışı uygulaması da Raşit‘in aleyhine kullanılmak isteniyor.

Bununla da bitmiyor; Raşit’i hastalık emeklisi olduğundan beri oğulları geçindirmesine rağmen Göç Dairesi “İsveç’le aile bağı olması” kuralını geçersiz kılabilmek için Raşit’in çocuklarıyla düzenli bir ilişkisi olmadığını ve onlardan kopuk yaşadığını iddia ediyor  ! 

Bir başka sorun ise Raşit’in 1960’lı yıllar ortasından itibaren bir Fas pasaportuna sahip olmaması ve bugün için de pratikte fiili olarak “vatansız” durumda olması.

Ama ne var ki Raşit hali hazırda vatansız duruma düştüğüne dair kendisinden kanıt isteyen Göç Dairesi’ni bu konuda bir türlü ikna edemiyor. 

Göç Dairesi’nin bir başka saçmalığı da karar gerekçesinde yer verilen ” İsveç’te yaşadığı sürenin çoğunluğu olan yaklaşık 20 yıl” ifadesi. 

Belli ki bu kararı veren işlem memurunun temel aritmetik bilgisinde büyük bir sıkıntı var. 

 Ne zamandan beridir ve nasıl 20 yıl,  55 yılllık bir sürenin çoğunluğu sayılabiliyor ? !!!

Raşit’in Fas’ta hiçbir akrabası, kimsesi ya da bir arkadaşı bile yok. 55 yıl önce arkasında bıraktığı anavatanı Fas’ta hiçbir şeyi bulunmuyor. Buna karşın tüm ailesi İsveç’te yaşıyor. 

Belki aklınıza şöyle bir şey gelebilir: 

 Zaten bir sürü işlemiş ve işe yaramaz birisiymiş, bu haliyle de bu güzel ülkeden atılmayı çoktan beri haketmiş

Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. 

Erdemli ve bir uygar ülke cezasını yatıp çekmiş ve en azından hukuki açıdan “temize çıkmış”  birisini, üllkesinde 55 yıl  yaşadıktan sonra bu bir ömür boyu uzunluktaki süreyi görmezden gelip küçük bir formalite bahanesiyle ülkesinden dışarı atmaz, atamaz ve atmamalı. 

Bu zamana kadar ne İsveç’te ne dünyanın başka bir ülkesinde böylesine bir sınırdışı olayı yaşanmamış, kolay kolay yaşanamaz da. 

Kaldı ki bu sınırdışı kararı Avrupa konvansiyonun “özel ve aile hayatı” düzenleyen 8. Maddesine  de açıkça aykırıdır. 

Raşit’in İsveçli avukatı Reine Nelson bu sınırdışı kararına Göç Hukuk Mahkemesi‘nde (Migrationsdomstol) itiraz etmeye ve gerekirse bu kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmeye hazırlanıyor. 

Çünkü Strasburg’daki Avrupa Mahkemesi‘nin bir içtihadına göre bir ülkede 11 yıl yaşamış olan bir kimse ağır bir suç işlemiş bile olsa bu sürede o ülkeyle güçlü bağlar oluştuğu gerekçesiyle sınırdışı edilemez. 

Ne diyelim ?

İsveç’e bir şeyler olmaya artık İsveç İsveç olmaktan gerçekten çıkmaya ve başkalaşmaya başladı. 

Geçen yıl ki 160 bin kişilik sığınmacı akını altında ezilen ve eli ayağına dolaşan İsveç Göç Dairesi’nin pusulası kaydı, vücut kimyası bozuldu…

İsveç vatandaşlığına geçmeye duygusal nedenlerle soğuk bakan vatandaşlarımız bu kararlarını ‘bir gözden geçirseler iyi olur ‘ diyeceğim amma hiç belli mi olur ?

Irkçı İsveç Demokratları (Sverigedemokrater) partisi önümüzdeki dönem iktidara gelince belki de ilk işi İsveç vatandaşlığı için “soğuk kan bağı” şartı getirip sonradan İsveç vatandaşlığına geçmiş olan “sıcak kanlı” yabancıların bu hakkını “kan uyuşmazlığı” gerekçesiyle bir gecede ellerinden alıp iptal etmek olabilir !

Sen de çok abarrtın böyle bir şey asla olamaz demeyin, önce İsveç’te olup bitenlere dönüp bir bakın.  

Ne diyor  İsveçliler ?

Säg aldrig, aldrig !

Türkçesi: Asla, asla deme !

Bugün olanlar ve yaşananlar bundan 20 yıl önce hiç birimizin aklına bile gelir miydi ?

Siz en iyisi Arap Raşit gibi arasat ta kalmamak için her zaman için bir Türk pasaportunu elinizin altında yedekte tutun derim !

TANER YILDIZ
 

Bir Cevap Yazın