Kimler tutuklandı, Demirtaş ifadesinde ne dedi, nereye hapsedildi ? 

Er ya da geç demokrasi mücadelemiz kazanacaktır. 

Erdoğan şahsında, köhnemiş bu rejim değişecektir. 

Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur. 

Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir” 

HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ 9 milletvekili arkadaşıyla birlikte gece yarısı polis tarafından evleri basılıp bazılarının kapısı kırılarak derdest edilip gözaltına alındı.

Diyarbakır Savcısı tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevketti.


Gözaltındaki HDP milletvekilleri şunlar:

1- Selahattin Demirtaş, 

2- Figen Yüksekdağ

3- Sırrı Süreyya Önder

4- Leyla Birlik

3- Selma Irmak

6- Abdullah Zeydan 

7- İdris Baluken 

8- Ferhat Encü

9- Ziya Pir 

10- Gülser Yıldırım

11- Nursel Aydoğan

Hakkında yakalama kararı bulunan Faysal Sarıyıldız ve Tuğba Hezer ise yurt dışında bulunuyorlar.


Diyarbakır savcılığı gözaltı gerekçesini; “silahlı terör örgütüne üye olmak, suç işlemeye tahrik ve terör örgütü propagandası yapmak” olarak açıklarken, hükümet  “ifade vermeye gelmedikleri” için gözaltına alındıklarını açıkladı.

Diyarbakır’da önce savcılığa ardından mahkemeye sevk edilen, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gülser Yıldırım, Selma Irmak, Nursel Aydoğan, Leyla Birlik, İdris Baluken, Ferhat Encü ve Abdullah Zeydan’ın tutuklandı.

Sırrı Süreyya Önder  ve Ziya Pir savcılık ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Selahattin Demirtaş, helikopterle Edirne F Tipi Cezaevi’ne, Figen Yüksekdağ ise Kandıra F tipi Cezaevi’ne götürüldü.

Demirtaş ilk ifadesinde şöyle dedi:


Ben iddia olunan suçlara ilişkin sorulacak sorulara cevap vermek istemiyorum. 

Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. 

Şu anda yasamanın parlamentonun dokunulmazlığa sahip bir üyesiyim. 

Milletvekili sıfatıyla karşınızdayım. Benim temsil ettiğim bu kimliğe ve halkın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün değildir. 

Ben adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. Veremeyeceğim hiçbir hesabımda yoktur. 

Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altında iken düğmesiz olan cüppelerini iliklemeye çalışan böylesi bir yargılamanın öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceğim. 

Sizin şahımıza ve kişiliğinize yönelik hiçbir tereddüdüm ve saygısızlığım yoktur. 

Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosuna figüran olmayı kabul etmiyorum. 

Soracağınız hiçbir soruya cevap vermeyeceğim.

Yapacağınız hiçbir yargılama faaliyetinin adil olacağına inancım yoktur. 

Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır.  

Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları yine siyasetçilerdir, yargı mensupları değildir. 

Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduğu aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaşmalara bağlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunları ve tezgahların parçası olmayı da reddetmelisiniz. 

Sizden hiçbir talebin ve beklentim yoktur. 

Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım ve seçmelerim siyaseten sorgulayabilir.”

Ne diyelim ?

Türkiye bindi bir alamete dörtnala gidiyor kıyamete.

Çözüm seçilmişleri gözaltına almada ya da hapishanede değil, demokratik siyasette ve meclistedir.

Çözüm silahta ve şiddette değil daha fazla demokraside, güvene dayalı diyalogda, uzlaşmada ve eşit yurttaşlıktadır.


TANER YILDIZ 

Bir Cevap Yazın