AB kapısı Türkiye’nin yüzüne niçin çarpıldı ?

* Kaç hayır kaç evet oyu çıktı ?

* Avrupa parlamentosu ilişkileri niçin askıya alma kararı aldı ?

* Erdoğan dondurma kararına ne dedi? 

* Karar tasarısında neler var ?

* Bundan sonra ne olacak ?

İlişkileri 52 yıldır süren ancak bir türlü anlaşıpta evlenemeyen AB – Türkiye birlikteliğinde bugün bir fırtına daha koptu !

Avrupa Parlamentosu AP, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005’te resmen başlatılan üyelik müzakerelerinin geçici olarak dondurulup askıya alınmasını öngören karar tasarısını; 37 oya karşı, 479 oyla kabul etti. 107 parlamenter ise çekimser kaldı.

AP’de sekiz grubun verdiği karar tasarılarından üretilen ve dokuz maddeden oluşan ortak karar metni, bağlayıcı olmamakla birlikte siyasi açıdan çok önemli bir belge özelliği taşıyor.

AP, Birlik üyelerinin bu metni görmezden gelemeyecek olmasından hareketle ‘geçici dondurma’ çağrısının önümüzdeki dönemde uygulanmasını umuyor.

Şimdi bundan sonra 15-16 Aralık’ta AB liderlerini Brüksel’de bir araya getirecek olan zirveden çıkacak olan karar, 52 yıldır süren ancak bir türlü birbiriyle evlenemeyen Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği açısından çok kritik öneme sahip olacak.

Karar tasarısında vurgulananlar başlıklar olarak şunlar:

MÜZAKERELERİ DONDURUN !

Darbe girişimi sonrasında olağanüstü hal (OHAL) kapsamında devreye sokulan orantısız önlemler güçlü şekilde kınanıyor. 

AP, Türkiye’yi AB’ye sıkı şekilde bağlı tutma taahhüdünü sürdürdüğünü belirtiyor ancak bununla birlikte AB Komisyonu ve üye ülkelere devam etmekte olan müzakerelerin geçici olarak dondurulmasını başlatma çağsısı yapıyor.

OHAL’İ KALDIRIN !

AP, OHAL kapsamındaki önlemlerin devreden çıkması durumunda kendi pozisyonunu gözden geçirme taahhüdünde bulunuyor. 

Bu değerlendirmede de hukukun üstünlüğünün ülke genelinde tekrar sağlanmış olup olmadığının bakılacağı ve bu ilkenin temel alınacağı belirtiliyor.

İDAM CEZASINI GETİRMEYİN !

Türk hükümetinin idam cezasını tekrar devreye sokması halinde bunun katılım sürecinin resmen askıya alınmasına neden olacağı yineleniyor.

VİZENİN ŞARTLARINI YERİNE GETİRİN !

Türkiye’nin vize muafiyeti için gerekli olan, bazıları özel öneme sahip, 72 kriterden 7’sini karşılamadığı not ediliyor.

GÜMRÜK BİRLİĞİNİZİ GÜNCELLEMEM !

Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin Türkiye için önemli olduğu not edilirken bu doğrultudaki çalışmaların askıya alınmasının Türkiye için ciddi ekonomik kayıplar ve olumsuz sonuçlar doğuracağının altı çiziliyor.

MALİ YARDIMLARI DA ASKIYA ALIN !

AB Komisyonu’na, Türkiye’ye katılım öncesi fonlardan 2017’de aktarılması öngörülen kaynağa ilişkin olarak rapora Türkiye’deki son gelişmeleri olumsuz anlamda yansıtma ve ayrıca sivil toplum örgütlerine  mali desteğin daha da artırılması olasılığını inceleme çağrısı yapılıyor.

ADLİ DESTEK VERİN !

AB Komisyonu, AK ve Venedik Komisyonu Türk yetkililere ek adli destek sunma konusunda teşvik ediliyor.

SİYASİ İRADENİZİ BELLİ EDİN !

 AB-Türkiye ilişkilerinin her iki taraf açısından stratejik önemde olduğunun altı çiziliyor. 

Türkiye’nin AB’nin önemli bir ortağı olduğu onaylanmakla birlikte işbirliği isteğinin iki taraflı olması gerektiği belirtiliyor. 

Türk hükümetinin eylemlerinin ülkeyi Avrupa yolundan başka yöne çektiği kaydedilerek Türkiye’nin siyasi irade göstermediğine inanıldığı vurgulanıyor.
Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerine başlamasına 15 Aralık 2004’te birçok dilde ‘Evet’ yazan pankartların açıldığı bir oturumda onay vermişti.

PEKİ BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Kurallar gereği AP Başkanı Martin Schulz, onay süreci sonrasında belgeyi AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, AB Konseyi ve üye ülkelerin yanı sıra Türk hükümetine ve TBMM’ye de gönderecek.

Ankara’nın son dönemde sıkça yaptığı gibi bu kararı da yok sayarak kararı işleme sokmadan Türkiye’nin Brüksel’deki AB Daimi Temsilciliği aracılığıyla AP’ye iade etmesi öngörülüyor.

GÖZLER ÜYE ÜLKELERE ÇEVRİLECEK !

AP’nin onayladığı karar tasarısı, bağlayıcılığı olmasa da siyasi açıdan görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir belge. Bu nedenle gözler artık AB Komisyonu’nun ve özellikle de AB üyesi ülkelerin nasıl bir tavır takınacağında.

AB Komisyonu, salı günü AP’deki oturumda AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından dile getirilen Türkiye’yle müzakerelerin sona ermesi halinde kaybeden-kaybeden senaryosuyla karşı karşıya kalınacağı görüşünü koruyor.

Avusturya hariç Türkiye’yle müzakerelerin devamından yana olan AB üyelerinin de şu aşamada bu pozisyonlarında değişikliğe gittiğine dair herhangi bir sinyal vermediler.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,  bugün Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylamayı eleştirdi ve “Tüm dünyaya sesleniyorum: Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur” dedi.
Ne diyelim ?

Bu gidişle küstah İngiliz Başbskanı Cameron‘un ” – Türkiye anca 3000 yılında AB’ye üye olabilir” sözü haklı çıkacak gibi !

Türkiye ile  üyelik müzakerelerine başlanılması kararı alındığında Erdoğan Avrupa fatihi ve kahraman bir kumandan gibi Ankara’ya giriş yapmış ve güpe gündüz Ankara’nın her yerinde patlatılan binlerce liralık havai fişek be yazık ki görüntü verememiş sadece çata-pata ve maytap patlağı sesleri çıkarabilmiş, bu sahte şov özellikle yaşlıları ve bebekleri çok korkutmuştu !

Erdoğan imzayı attığı o günde de, bu günde de be gelecekte de AB’ye samimi olarak inanmamıştı, halen de inanmıyor, gelecekte de inanmayacak !

Erdoğan için AB’yi de aynı demokrasiyi bir tramvay gibi gördüğü gibi görüyor. Yani onun için Demokrasi tramvayı da, AB trenide binilip ‘şeriat’ durağında inilecek bir araçtan başka bir şey değil !

TANER YILDIZ

Bir Cevap Yazın