İsveç’in “beyaz” okuluna “kara” Muhammed nasıl girdi ?

İSVEÇ’İN EN BEYAZ OKULU ARTIK BEMBEYAZ DEĞİL !

Sınıflarında esmer tenli bulunmadığı için “Beyaz Okul” diye anılan Bromma semtindeki Äppelviksskolan (okulu) tarihinde ilk kez sığınmacı kökenli bir öğrenciyi bir sınıfına almış.

Hem de sanki bembeyaz, zengin ve yabancı düşmanı velilere nazire yapar gibicesine  onların en görmek istemedikleri yabancı kökenli tipi olan Muhammed adlı İsveç’e yalnız başına gelen 15 yaşındaki Somalili bir sığınmacı çocuğu, yani kara tenli bir müslümanı ve 15 diğer sığınmacı arkadaşını almışlar!

Aftonbladet gazetesinin Jonna Sima imzalı başmakalesinde yeralan bilgilere göre; Stockholm’un doğa cenneti seçkin Bromma semtinin seçkin okulu Äppelviks okulunun sıralarında, bu zamana kadar sadece yüksek gelirli aileleriyle 10 milyonluk villalarda yaşayan hakiki İsveçli zengin çocukları oturuyormuş.

Belli ki hepsi de beyaz tenli hakiki isveçli olan öğrenciler, okul tarihi boyunca sınıflarına hiç esmer tenli öğrenci ayak basamadığı için sadece birbirlerinin beyaz tenli yüzlerine ‘beyaz beyaz baka baka’ bembeyazlaşıyormuş !

Yabancı kökenli sığınmacılara gayriresmi yöntemlerle fiili olarak kapalı tutulan temel okulun öğrencilerinin tamamı, ailesi yüksek gelirli İsveçli öğrencilerden oluşuyormuş.

Belli ki okul bahçesinde sadece yüksek terbiyeli ve beyaz tenli çocuklar oynuyor ve öteki okullardaki esmer tenli öğrencilerin aksine bağırıp çağırmadan, itişip kakışmadan koşturuyormuş !

Bu haliyle sanki segrasyon (ayrıştırma) savunuculuğunun ve entegrasyon (bütünleşme) karşıtlığının sembolüymiş gibi  bembeyaz olarak korunan Äppelviks okulu bundan dolayı zaman zaman eleştirilse de, zengin ve hakiki İsveçli öğrencilerin ailelerinin tepkisinden çekinen okul yönetimi her seferinde şikayetleri bir bahaneyle geçiştiriyor ve bu ayrıştırma politikasını tavizsiz sürdürüyormuş.


Diğer okulların aksine Äppelviksskolan’a giden öğrencilerin yüzde 99’undan fazlası okuldan başarıyla mezun oluyor ve en iyi ve seçkin liselerden istediklerine girmeye hak kazanıyormuş.

Halbuki neredeyse yakın komşu sayılacakları, öğrencilerinin tamamı yabancı kökenli yoksul aile çocuklarından oluşan, 10-15 kilometre ötelerindeki Rinkeby ve Tensta okullarında ise durum bunun tam tersi.

Bu okullardaki öğrencilerin büyük çoğunluğu temel okuldan doğru düzgün mezun bile olamıyor !

Zar zor mezun olanların düşük ders notları ise genellikle kaportacılık, oto tamirciliği, aşçılık, berberlik gibi çırak yetiştiren ve düşük puanla girilenilen lise programlarına yetiyor.

Uluslararası öğrenci bilgi ölçüm sınavı PISA sonuçlarına göre İsveç’te artan segrasyon (ayrıştırma) ve yoksul aile ortamı yaşamı nedeniyle öğrenci bilgi ve beceri sınavında daha önceleri üst sıralarda yeralan İsveç bu konumunu kaybetmiş ve güç bela OECD ortalamasını ancak yakalayabilmişti.

15 yaşındaki Müslüman kara tenli ve Somalili Muhammed, köktendinci Al Şabab örgütüne asker olmamak için ülkesinden kaçmış ve 2015 yılında İsveç’e tek başına gelip sığınmış. Tensta’da bir koruyucu ailenin yanına yerleştirilmiş.

Muhammed’le birlikte 15 diğer müslüman yalnız sığınmacı çocuğun bahar döneminde Äppelviks okuluna yerleştirilmesi, zengin öğrenci velileri arasında homurdanmalara, yazılı ve sözlü tepkilere, eleştirilere ve şikayetlere neden olmuş.

Muhammed ve arkadaşlarının aynı okulda kendi çocuklarıyla birlikte olmasından büyük endişeye kapılan bazı veliler bir kampanya başlatarak bunu engellemek ve destek toplamak için önyargılı uyarılar içeren bir e mektup göndermişler velilere

Mektupta Muhammed ve arkadaşları okula geldiğinde, okulda kültür çatışması yaşanacağını, okulun suç yuvasına dönüşeceğini ve okulda uyuşturucu bağımlısı ve satıcılarının okulda cirit atacağını  savunmuşlar.

Okudukları bu saçmalıklarla dolu haksız mektuptan rahatsız olan ve okulun kapısının yabancı kökenli öğrencilere de açılmasından memnunluk duyan okulun 2 öğrencisi okul gazeteleri Milo’da yayınladıkları ve büyük dikkat çeken olumlu bir yazıyla tepki göstermişler.

Bu kampanyayı başlatan velilere akıllarını başlarına almalarını ve yabancı düşmanlığı önyargılarını kendilerine saklamaları başkalarına yaymayı durdurmaları çağrısında bulunmuşlar.

Bu omurgalı ve medeni cesaretli çağrı yazısının olumlu sonucunu da kısa süre içinde almışlar. Sığınmacı öğrencilere karşı olan olumsuz havayı ve mesafeli tavrı tersine çevirmişler. Kararsız duran velilerin çoğunluğunu yanlarına çekmişlee.

Evet gerçekten de bir kültür çatışması yaşanmış bu seçkin okulda. Ama bu endişeli velilerin savunduğu türden bir çatışma değil de önyargılı yabancı düşmanlığı kültürü ile hoşgörülü eşitlik kültürünün arasında geçen ve iyilerin kazandığı bir kültür çatışması olmuş.
Okulunda hayatında ilk kez beyaz olmayan bir öğrenci gören ve büyüyünce Dışişleri Bakanı olmayı düşündüğünü söyleyen 15 yaşındaki Elliot adlı hakiki isveçli ve beyaz öğrenci şöyle demiş:

“- Okulumuz ‘beyaz okul’ diye anılıyordu. Bu durum bizim için de bir dönüşüm olacaktır. Okulda şimdiye kadar sadece beyazları görebiliyorduk,  korkunç ortamlardan kaçıp buraya gelen hiçbir Suriyeli’yi görememiyorduk. Okulumuzun kapısının sığınmacı çocuklara da açılması, bu zamana kadar okulda olmuş olan en iyi olaydır bence.”

Ne diyelim ?

Geleceğin Dışişleri bakan adayı hakki isveçli beyaz Elliot gibi öğrencilerin varlığı, gerçekten de gelecek için umut veriyor..

Beyaz kapitalist sistemin esir aldığı ve sömürü üzerine kurguladığı utanç verici dünya düzeninde bir avuç beyaz zengin azınlık,  yoksul esmer çoğunluğun sırtından bir eli yağda bir eli balda yaşamaktalar.

Küreselleşen dünya da artık başkalarının çektiği ya da çektirildiği çileleri görmezden gelerek “beyaz beyaz ya da bembeyaz yaşamak” artık pek de kolay olmayacak gibi…

Olmamalı da !

TANER YILDIZ

Bir Cevap Yazın