İsveç yağmurlu yazına merhaba dedik !

Sommartider hej hej, sommartider!

Merhaba ıslak isveç yazı merhaba !

Bu sabah güneşli bir güne uyandığımda kendimi bir an Türkiye’de sanmıştım !

Masmavi gökyüzü altında, pırıl pırıl güneşli bir havada kahvaltımı yaptım. 

Yan komşum Elsa-Britt ve bir ev ötedeki komşum emekli öğretmen Lotta ile güleryüzlü günaydınlaştım. 

Bu güzel hava hürmetine onlarla ‘sıcak ortamda‘ havadan sudan ayaküstü konuşup, birkaç isveçce kelimenin belini kırdım !


Önce bizim fakirhanenin küçük arka bahçesinin yemyeşil bir halı görünümlü bakımlı çimlerini seve seve, özene özene biçtim. 

Turkuaz renk minderli, hafif ve portatif şezlongumu mis gibi ‘biçik çayır’ kokan çimlerin üstüne ve pırıl pırıl güneşin tam karşısına yerleştirip, gün geçtikçe soluklaşan buğday tenimi esmerleştirmek ve D vitamini açlığımı gidermek arzusuyla yıllardır eskitemediğim bu sevimli ‘güneş sediri’min üzerine usulca uzandım.

Ara sıra gözlerimi kapatarak hülyalara dalıp, sarısıcak güneş oklarını soluk beyaz tenimde hissede hissede ve hafiften terleye terleye, 1 saatten fazla bir güzelce güneşlendim.

Bu arada belki de benim bu piyangodan çıkan güneş keyfime canları çekindiğinden, basitçe yapılmış gösterişsiz tahta teraslarında sessizce oturan komşularım Elsa -Britt, kızkardeşi ve öteki komşum Lotta‘da yazlık sandalyelerini teraslarının önündeki çime taşıyarak, belli ki güzel havanın tetiklediği mutluluk hormonlarının etkisiyle pek de alışık olmadığımız koyu bir sohbete koyuldular !

Bir süre sonra güneşten mayışmış ve susamış, üstelik soluk tenim karbeyaz tenli utangaç bir İsveçli genç kızın yanağı gibi pembemsileşip kızarmıştı. 

Güneş kaçamağı sefamın bu sımsıcak aşamasında canım kaymak dondurma yemek, üstüne de bir  kağıt filtreden gıdım gıdım damlaya damlaya süzülmüş ‘İsveç Kahvesi‘ içmek istemişti 

Mutfağa girip torunum için her zaman evde bulundurduğumuz vanilyalı-çilekli dondurmayı büyük gevrek külahına bolca doldurup yeni biçilmiş çim üstündeki yumuşacık şezlongumda çocukcasına zevk alarak  ve çocukluğumdaki gibi yavaş yavaş yemiştim. 


Ve şimdi sıra İsveç’te yaygın olan büyükçe fincanlı keyif kahveme gelmişti. 

Geniş penceresinden parlak güneş ışınları süzülen aydınlık mutfağımıza tekrar girdim, o arada bir arkadaş telefondan aradı. Arkadaşıma zor bulduğum güneş hatırına “- şimdi hava çok güzel, sonra konuşalım” dedim ve konuşmayı kısa kestim. 

Kahvemi hazırlayıp yüzümde tatlı bir gülümsemeyle dışarı çıkmamla, birdenbire “ıslak can havliyle” kendimi tekrar içeri atmam bir oldu!

Çünkü İsveç’in kalleş yaz havası yine yapmıştı yapacağını. 

Yağmur sanki ezeli bir öç alırcasına ve ne bardağı resmen sürahiden boşanırcasına olanca gücüyle ve ürkütücü heybetiyle saldırıya geçmişti!

Apansız beliriveren kapkara bulutlarla sevinçle kucaklaşıveren masmavi gök kubbe su dolu koskocaman bir küp gibi delinivermişti.


Böylece aylarca süren ‘soğuk karanlıklarda‘ hasretle beklediğim sarısıcak haziran güneşimle sabah tanışıp sarmaş dolaş kucaklaşmış, öğlene ise birbirimize bir hoşçakal bile diyemeden vedalaşmıştık !

Ne diyelim ?

Sabahtan öğleye kadarlık güneşe ve bu 1-2 saatlik güneşlenmeye de şükredelim.


Siz siz olun İsveç’in yönetimine ve diğer herşeyine gözü kapalı güvenin ama sakın ha havasına
, hiç ama hiç güvenmeyin !

TANER YILDIZ

Kendi çektiğim 6 saniyelik Yağmurun Öcü adlı videomu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz !

https://www.facebook.com/danieltaneryildiz/posts/1791238514226672

Bir Cevap Yazın