Adalet Maltepe’de toplandı !

Meydanda Mahşeri Kalabalık vardı.

“- Her Firavun’un bir Musa’sı, her Nemrut’un bir İbrahim’i vardır. Hem Musa hem de İbrahim işte bugün burada, aramızdadır !”

İstanbul; Hak, Hukuk, Adalet haykırışlarıyla inledi…

Adalet elçisi Kılıçdaroğlu, 25 gün önce Güven Park’ta eline aldığı Adalet bayrağını hınca hınç dolu devasa Maltepe miting alanında dalgalandırıp, tek başına tarih yazdı.

450 kilometre yolu adım adım yürüyüp, 1 milyon adım atarak, dağda bayırda herkes için adalet aradı !

Maltepe’de adalete susamış 1 milyon 600 bin kişilik görkemli mahşeri kalabalık vicdanla kucaklaştı !

Sözü fazla uzatmayım !

İşte Kılıçdaroğlu’nun her satırı ADALET kokulu tarihi konuşması: 

” – Herkes şunu çok iyi bilsin !

9 Temmuz yeni bir adımdır. 

9 Temmuz yeni bir iklimdir. 

9 Temmuz yeni bir tarihtir. 

9 Temmuz yeniden doğuşun tarihidir.

Tarih yazıyoruz. Yeniden doğuyoruz. 

Ülke için, bayrak için, çocuklarımız için doğuyoruz. 

Dünyanın en barışçıl eylemini yaptık.

Neden yürüdük? 

OLMAYAN ADALET İÇİN YÜRÜDÜK !

Mazlumların hakkı için, hapisteki milletvekilleri, tutuklu gazeteciler için yürüdük.  

Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük. 

Kamu görevlerinden atılanlar için, çocuk işçiler için, orman köylüleri için, hapisteki askerler, linç edilen askerler için yürüdük. 

Tek adam rejimine karşı olduğumuz için yürüdük, 

FETÖ’ye karşı olduğumuz için yürüdük. 

Terör örgütlerine karşı olduğumuz için, yargı siyasetin emrine verildiği için yürüdük.

Şiddet mağduru kadınlarımız için yürüdük, Mavi Marmara şehit ve gazileri için yürüdük. 

Açlık grevindeki kardeşlerimiz NURİYE ve SEMİH için yürüdük !

Can ve mal güvenliği olmadığı için korku iklimindeki iş dünyası için yürüdük.

FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıksın, gerçek darbeciler yargılansın diye yürüdük, 

249 şehidimiz için yürüdük. 

Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılmasın diye yürüdük.

Özetle bu ülkede adalet için yürüdük. Adaleti getirmek için yürüdük. 

9 Temmuz yeniden doğuşun tarihidir. 9 Temmuz bir yürüyüşün sonu değil bir barışın, bir birlikte yaşam iradesinin ortaya konmasının tarihidir.

Adalet mülkün temelidir. Yunus’un dediği gibi zulüm ile abad olunmaz. 

Zulüm ediyorlar. Herkese zulüm ediyorlar. Zulme karşı durmak bizim boynumuzun borcudur.

 Önce adalet. Hak, hukuk, adalet. 

Siyaset ahlak, adalet temelli yapılmak zorundadır. Siyaset topluma adanmışlıktır, malı götürme alanı değildir.

 15 Haziran sabahı Ankara Güvenpark’ta başladığımız yürüyüşü Maltepe’de noktaladık ama kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin. Bu yürüyüş bizim ilk adımımızdır.

Bu ülkeye birinci sınıf demokrasini getireceğiz. Herkes düşüncesini ifade edebilecek. 

Siyaset ülkenin çıkarları için yapılır. Siyaset ülkeyi birleştirmektir, bölmek değil, kutuplaştırmak değil. 

Hiç kimsenin etnik kimliğine göre, inancına göre siyaset yapmayacağız. Yapanlar vatan hainidir.

Adalet teslim alınmışsa adalet arayışımızın tek yeri sokaktır. 

Adalet, adalet, adalet !

Sonuna kadar hak, hukuk, adalet diyeceğiz. 

Bize diyorlar ki adalete niye sokakta arıyorsunuz. Ama 15 Temmuz darbe girişimini savuşturan parlamentonun onurlu duruşu ve halkımızın sokağa inmesidir.

Darbeyi önlerken sokak iyi, adalet isterken sokak kötü. Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti de getireceğiz. 

İki tane 15 Temmuz var. Bir halkın 15 Temmuz’u, iki sarayın 15 Temmuz’u. 

Halkın 15 Temmuz’unda halk sokağa indi, 249 şehit ve gazilerle darbeyi önledi. 

Bir de sarayın 15 Temmuz’u var. Sarayın OHAL 15 Temmuz’una sonuna kadar karşıyız. Buna sonuna kadar direneceğiz. 

20 Temmuz’da sivil darbe yapıldı. 

Siyasi otoritenin yetkileri elinden alındı. 

Saraydaki zat diyor ki “-yıl sonuna kadar ciddi manada mahkumiyet kararları gelecektir” diye düşünüyorum. Yani diyor ki kimin ne ceza alacağına ben karar veriyorum. 

Bir kişinin suçlu olup olmadığına ancak hakim karar verir. Beyefendi biliyorsunuz Ergenekon davalarının da savcısıydı. Şimdi hakim oldu. 

Buradan söylüyorum senin cezaların bizi yıldıramaz. Ne olursan ol, kim olursan ol adaleti bu ülkeye getireceğim.

20 Temmuz sivil darbesinden sonra dosyada delil varmış yokmuş hiç önemli değil. 

Hakim gözünü dikmiş saraya. Saraydan gelen talimata göre karar veriyor. 

Bunu her yerde herkese anlatmak Türkiye’nin görevidir.

Oysa hakimlik kutsal bir görevdir. Hakimin cübbesinde ilik yoktur. Düğme yoktur. Hakim kimsenin önünde eğilmez, ayağa kalkmaz. 

Ben buradan bütün hakimlere ve savcılara sesleniyorum. 

Adaletin hakkını korumak benim kadar sizin de görevinizdir. 

Dik durun, onurlu durun, vicdanınızın sesini dinleyin ve ona göre davranın. Saraydan talimat geliyorsa elinizin tersiyle itin. Çocuklarınıza, torunlarınıza güzel bir miras bırakın.

Konuşmanın bir yerinde FETÖ’nün darbe girişiminin siyasi ayağı ortaya çıksın diye yürüyoruz dedim. 

Yargı ele geçirildikten sonra yani 20 Temmuz sivil darbeden sonra FETÖ olayının ayrıntılarını ortaya çıkarmak için görev yapan onurlu savcılardan dosyalar alındı, sonra sürüldüler. 

Bir darbe girişiminin üstünü örtmeye çalışanlar sivil darbecilerdir. 

FETÖ iddianameleri önce Adalet Bakanlığı’na gidiyor, Bakanlık gözden geçirdikten sonra savcı mahkemeye veriyor.

Bu arada AYM’nin değerli başkan ve üyelerine de seslenmek istiyorum. 

Korkmayın, Korkunun ecele faydası yoktur. Neden korkuyorsunuz? Neden sarayı ürkütürüz diye çekiniyorsunuz? 

Sizin dik durmanız, adaleti korumanız, sizin sarayın değil ülkenin çıkarlarını korumanız size güç katar. Türkiye’ye güç katar. 

Birilerinin oyununa gelmeyin. Saray bize ne yapar diye düşünmeyin. Ne yaparsa yapsın. Yarın çocuklarınızın yüzüne bakacaksınız. 

Saraydan gelen talimat geldi diyecekseniz o koltukları boşaltın, oraya onurlu yargıçlar gelsin.

450 km’yi büyük bir keyifle yürüdüm. 450 km’yi yürürler mi diye soranlar oldu. Fazla yürümezler, 50-60 km’de bırakırlar diyenler oldu. 

Evet yürüdüm, ülkem için yürüdüm, 80 milyon için yürüdüm. Hiçbir ayrım yapmadım, herkesi kucakladım.

Bu yürüyüşle ne kazandık ?

Önce toplum olarak korku gömleğini çıkarıp çöp sepetine attık. 

Cesur olacağız. Bir milli kurtuluş savaşını vermiş bir milletiz. 

Yalnız olmadığımızı gördük, tüm dünyaya bunu duyurduk. Umudumuzu yeniden yeşerttik. Artık hepimiz umutluyuz. 

Biliyorsunuz umut bulaşıcıdır. Ben umutluysam yanımdaki arkadaşım umutludur. Maltepe umutluysa İstanbul, İstanbul umutluysa Hakkari umutludur.

Konu adalet olunca bütün farklılıklarımızı bir kenara bırakıp kenetlendik. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli destanlarından birini yazdık. 

Bu destanı yazan sizlersiniz. 

Kimsenin inancına, kimsenin hayat tarzına karışmadan onurla yürüyeceğiz. 

Kulakları sağır olan birilerine ve dünyaya sesleniyorum. 

Her Firavun’un bir Musa’sı, her Nemrut’un bir İbrahim’i vardır. Musa ve İbrahim’i işte bugün burada aramızdadır !

Peki ne istiyoruz?

OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin, adliyeye, kışlaya, camiye siyaset girmesin istiyoruz.

Hapiste gazetecileri olmayan bir Türkiye istiyoruz, özgür medya istiyoruz.

Üniversiteleri susturulmuş değil üniversiteleri konuşan bir Türkiye istiyoruz.

Düşünceleri susturulmayan bir Türkiye istiyoruz.

FETÖ ile mücadelenin göstermelik değil gerçekten yapılmasını ve bu darbe girişiminin siyasi ayağının kesinlikle ortaya çıkarılmasını istiyoruz.

Tek adam rejimi değil demokratik parlamenter sistem istiyoruz.

TBMM’nin gasp edilen yetkilerinin iadesini istiyoruz.

Kadın erkek eşitliği istiyoruz.

Gençler potansiyel olarak suçlu gösterilmesin istiyoruz.

Toplumsal barışımızı bozan tüm anti demokratik uygulamaların eşit yurttaşlık temelinde sona erdirilmesini istiyoruz.

Milletin seçtiği vekillerin tutuklanmasını değil, Meclis’te görev yapmasını istiyoruz.

Biz yani biz, 15 Haziran’dan bu yana yürüyen on binler, bugün Maltepe’de bir araya gelen yüzbinler olarak tüm dünyaya sesleniyoruz. 

Biz herkes için adalet istiyoruz !

Sadece ve sadece adalet istiyoruz!

25 gündür on binlerce ağızdan hep birlikte aktardığımız hak hukuk adalet talebimizin karşılanmasını istiyoruz. 

Adalet bir haktır. 

Adalet hakkımızdır. 

Biz hakkımızı istiyoruz !

Adalet tüm inançların ortak temelidir. 

Adalet düzeni olmayan bir toplum, devlet çöker. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. 

Başı örtülü kadınlarımız için ‘İktidar değişirse başörtünüzü açacaklar’ diyorlar, itibar etmeyiniz. 

Herkesin yaşam tarzına, kimliğine inancına sonuna kadar saygılıyız. 

O kişi, bu ülkede karnı doyarak huzur içinde yaşıyor mu, yaşamıyor mu? Beni bu ilgilendirir. 
Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti de getireceğiz. 

Korku duvarlarını yıkacağız. 

Adalet arayışının tek yeri sokaktır. Sokak, sonuna kadar sokak.

Saray’daki zata sesleniyorum. 

Senin adaletin bizi yıldıramaz !

Ne olursan ol, kim olursan ol, bu ülkeye adaleti getireceğiz.

Biz sadece adalet istiyoruz. Sadece bizi destekleyenler için değil herkesi için adalet istiyoruz. 

Siyasete ve toplumsal yaşama adalet yürüyüşümüzdeki barışçıllığın yansımasını istiyoruz.

Bu amaçla bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye’nin son bir yılda içine sokulduğu duruma ilişkin tespitlerimiz ve çağrımız şudur:

1- 15 Temmuz darbe girişimini açık bir şekilde lanetliyoruz. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için FETÖ terör örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

2- İktidar tarafından 20 Temmuz’da getirilen OHAL ile biz buna sivil darbe diyoruz yasama yürütme ve yargı tek elde toplanmıştır. OHAL bir an önce kaldırılmalıdır.

3- Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Kollektif suç gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.

4- OHAL mağdurlarının yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara son verilmelidir.

5- FETÖ ile hiçbir ilişkisi ile bulunmayan ama sırf hükümete muhalif olduğu için görevlerinden alınan akademisyenler görevlerine dönmeli ve tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır.

6- Mesleklerini yaptıkları için tutuklu bulunan gazeteciler serbest bırakılmalıdır.

7- OHAL ortamında ve devlerin tüm imkanları seferber edilerek yapılan anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Bu bir mühürsüz seçimdir. Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir. 

8- Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmelidir.

9- Sadece hukuk alanında değil toplumsal alanın tüm alanlarında adaletsizlik devam etmektedir. Yoksulluk, yaygın şiddet, terör gibi sorunlara karşı ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahimlerinden olan kadın hakları konusunda ayrımcılığın önüne geçilmelidir.

10- Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemiz içindeki sorunları da kökleştirmiştir. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara kardeşçe yaklaşan adilane bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. 

Bu adalet çağrısı adaletin insan haysiyetinin temeli olduğu inancıyla hazırlanmıştır. 

Biz Türkiye’yiz !

Adalet isteyen, barış isteyen Türkiye’yiz. 

Biz kavga değil huzur isteyen Türkiye’yiz. 

Biz halkız. 

Bu mücadele adalet mücadelesidir. 

Bu çağrıdaki taleplerimiz karşılanana kadar durmayacağız. 

Korku duvarı artık yıkıldı. 

Bu bağlamda yasama yürütme ve yargı erklerini kullanan tüm kesimlere bu taleplerimizi iletirken herkesi çağrımızı sahiplenmeye çağırıyorum.

Size, hepinize, 80 milyona saygılarımı, selamlarımı, muhabbetlerimi bir kez daha gönderiyorum. 

Hepinize şükranlarımı sunuyorum.”

Ne diyelim ?

Bizim diyeceklerimizi adalet elçimiz Kılıçdaroğlu fazlasıyla söyleyip bize söz bırakmadı. 

Gerçekten 9 Haziran’ın bir yeniden doğuşun ve bağımsız adaletin başlangıç tarihi olmasını diliyorum…

Bu adalet manifestosunu ben de onaylıyor ve altını memnuniyetle imzalıyorum !

TANER YILDIZ

Bir Cevap Yazın