İsveç’te Azize Lucia günü nasıl kutlanır ?

SANKTA LUCIA, SANKTA LUCIIAAA !

Mumlu taçlar, genç kızlar, beyaz kaftanlar, Lucia geçidi, Sankta Lucia şarkısı, Lucia çöreği…

İsveç’te yılın en uzun ve en karanlık gününe denk gelen kış ortasında (midvinter) yapılan Lucia kutlamasının kökleri hristiyanlık öncesine dayanıyor.

Sankta Lucia kutlaması İsveç’e, İtalya’dan (Sicilya) gelmiş. Ama sonradan İsveç’in hristiyanlık öncesi gelenek ve kültürel motifleriyle harmanlanarak bu ışıklı kutlana tamamen İsveçlileştirilmiş. 1900’lü yıllardan itibaren de bugünkü modern halini alarak tüm İsveç çapında yaygınlaşmış.

İsveç’te karanlığın en uzun olduğu 13 Aralık’ta sabahın erken saatlerinde tüm okullarda, çocuk yuvalarında ve çoğunlukla da akşam da kiliselerde “Sankta Lucia geçidi” (luciatåg) düzenlenir.

Lusiya geçidi (luciatåg) başındaki mum tacıyla etrafına ışık saçan ve karanlığı aydınlatan Sankta Lucia (Azize Lucia- Işıl Azize -ışıklı azize) ve arkasına dizilmiş nedimelerinin ağır adımlarla yürüyerek şarkılar söylemesi şeklinde yapılır.

Lucia kutlamasının en klasik ve geleneksel olanı ise 1800’lü yılların sonlarından beri her yıl Stockholm’daki ünlü açık hava müzesi Skansen’de yapılanıdır. Diğer iki klasik kutlama mekanı da yine başkentteki Nordiska Müzesi ve Storkyrka’ (Büyük Kilise) dır.

Karanlığın en çok hissedildiği ve havaların artık öğle sonrasında karardığı kış ortasında yapılan bu Sankta Lucia yürüyüşünün ayak seslerinden Noel’in çok yaklaştığı anlaşılır.

Lusiya çöreği (lussebulle)

Nasıl kutlanır, neler yapılır ?

Azize Lusiya etkinliği İsveç’te dini ritüellerden daha çok İskandinav ve pagan kültürü motifleri taşıyan geleneklerle yapılır. Bol bol şarkılar söylenir, ilahiler okunur. “lussekatter”, “lussebulle” ya da “lussekuse” denilen bugüne özgü safranlı çörekler yenilir.

Uzun beyaz giysili ve belinde kırmızı şerit kemer bağlı genç kızların en önünde, başında “Mumlu Taç” ve elinde bir şamdan taşıyan Azize Lucia (Sankta Lucia) ve onun arkasında başlarına pırıltılı şerit saran ve ellerinde yanan bir mum tutan nedimeler (tärnor) ile yıldız oğlanlar (stjärngosse) hep birlikte söyledikleri Sankta Lucia şarkısı eşliğinde Lusiya yürüyüşü (luciatåg) yaparlar, koro halinde Lucia ve Noel şarkıları söylerler.

Eski İsveçliler bu geceden niçin çok korkarlardı ve bu gece ne yaparlardı ?

İsveç mitolojik halk kültüründe bu gecenin tehlikelerle dolu olduğuna, bu gece hayvanların konuştuğuna, evin dışarısında ve kırlarda doğaüstü kötü güçlerin dolaştığına inanılırdı. Bundan dolayı gece dışarıya pek çıkılmaz, hep evde kalınırdı.Bu uğursuz gecede un öğütmek, yün eğirmek gibi hassas işler yapılmazdı. Bu gecede dışarıda dolaşan kötü güçlere karşı evi koruması ve onları korkutup evden uzak tutması için avlu içindeki “ahır duvarına bir çelik bıçak” saplanırdı !

Sankta Lucia şarkısında ne söylenir ?

Bu günde daha çok melodisi bir Sicilya halk şarkısından alınan ama İsveççe sözlerini Arvid Rosen’in yazdığı “Natten går tunga fjät” (Gece ağır adım gidiyor) şarkısı söylenir:

Gece ağır adım dolaşıyor,
bahçeler ve evler çevresinde.
Güneş dünyayı terkedip,
gölgeler dinlenmeye çekildiğinde.
Karanlığa gömülü evimiz
Çıkar ortaya yanan mum sayesinde.

Azize Lusiya Azize Lusiya.

Gece kocaman ve dilsizdi.
Şimdi, duy,
tüm sessiz odalarda salınıyor,
çırpınan kanat uğultusu gibi.
Bak, eşiğimizde duruyor,
saçları ışıklı bir beyaz giysili,

Azize Lusiya, Azize Lusiya !

Karanlık kaçacak birazdan
Dünyanın koyaklarından
O, harika sözleriyle
bizimle konuşacak.
Gün, bulutlu gökyüzünden
yükselecek tekrardan,

Azize Lusiya Azize Lusiya !”

Türkçesi: Taner Yıldız

…. …… …..

“Natten går tunga fjät,
runt gård och stuva.
Kring jord som sol’n förlät,
skuggorna ruva.
Då i vårt mörka hus,
stiger med tända ljus,

Sankta Lucia, Sankta Lucia.

Natten var stor och stum.
Nu, hör, det svingar
i alla tysta rum,
sus som av vingar.
Se, på vår tröskel står,
vitklädd med ljus i hår,

Sankta Lucia, Sankta Lucia.

Mörkret skall flykta snart,
ur jordens dalar.
Så hon ett underbart
ord till oss talar.
Dagen skall åter ny,
stiga ur rosig sky,

Sankta Lucia, Sankta Lucia.”

Azize Lucia’nın trajik efsanesi (hikayesi) nasıl gelişmiştir ?

Adı Latince ışık anlamındaki “Lux” tan gelen ve çok güzel bir genç kız olduğu rivayet edilen Lucia, İtalya’nın Sicilya adasındaki Syrakusa’da 300’lü yıllarda yaşamış.

Annesinin tutulduğu amansız bir hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmasına çok sevinen Lucia, Tanrı’ya şükretmek için annesinin kendisi için biriktirdiği parayla muhtaç insanlara yardım etmeye ve çocuklara hediyeler dağıtarak onları sevindirmeye başlamış.

Gizlice katolik olmuş olan Lucia bu yardımlarını gece karanlığında elinde mumla dolaşarak yine gizlice yaparmış. Güzelliğine hayran kalan bir putperest 21 yaşındaki Lucia’ya evlenme teklif etmiş ama Lucia bunu reddetmiş.

Reddedilmesine çok kızan putperest adam Hristiyanlığın yasaklandığı ve baskı uygulandığı bu dönemde Roma yönetimine Lucia’ın katolik olduğu haberini gizlice uçurmuş. Bu ihbar üzerine Lucia’nın ölüm fermanı çıkarılmış.

Ruhu Tanrı’ya ermiş olan Lucia’yı yakmak istemişler. Ancak hiç acı duymayan vücuduna herhangi bir zarar verilememiş. O yüzden kılıçla öldürülmesine karar verilmiş.

Lucia’nın çok güzel olan gözlerine aşık olan adam öldürülmeden önce Lucia’nın gözlerini istemiş. Bu istek üzerine Lucia gözlerini kendi elleriyle oyup çıkarmış ve putperestin eline vermiş ! Ruhunu da ait olduğu Tanrı’ya teslim etmiş !

Kutlamalarda ikram edilen Lucia çöreğindeki iki kuru üzüm Lucia’nın gözlerini temsil edermiş.

Ne diyelim ?

Sankta Lucia Sanktaa Luciiaaa !

TANER YILDIZ

Lusiya şarkısı Türkçe çevirisi: Taner Yıldız

Hüzün veren harika Lucia şarkısı için lütfen tıklayınız:

https://youtu.be/i2-Q_ObdE-4

Bu yazının her türlü hakkı saklıdır.

Bir Cevap Yazın