Bilgi paylaşımı anlaşması İsveç’te kimleri olumsuz etkileyebilecek ?

Ülkelerarası “otomatik bilgi paylaşımı” anlaşması yeni yılın ilk günü yürürlüğe girdi.

Girer girmez de İsveç’te yaşayan onbinlerce ve başta Almanya olmak üzere Avrupa’da yaşayan 3 milyon Türk vatandaşını heyecanlı bir “dur bakalım şimdi ne olacak telaşı” sardı !

İçlerinde İsveç ve Türkiye’nin de bulunduğu 57 AGİT ülkesi (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) arasında imzalanan “Karşılıklı Bilgi Paylaşımı” anlaşması 1 Ocak 2018’den itibaren geçerlilik kazandı.

Bir ülkede yaşayan bir vatandaşın bir başka ülkenin bankasında yatan paraları ve tapulu mülkleri (konutlar, arsalar, tarlalar, otolar vb) konusunda karşılıklı bilgi paylaşımına imkan sağlayan bu anlaşmanın temel amacı; bu bilgi paylaşımı yoluyla özellikle faiz gelirlerinde yaşanan vergi kaybı ve kaçağını önlemektir.

Ama bu ekonomik bilgi paylaşımı aynı zamanda bu ülkelerde yaşayan kimi kişilerin ekonomik kaynaklarını saklayarak bazı devlet sosyal yardımlarından “haksız yere” yararlanmasının önlenebilmesine de imkan sağlamaktadır. Böylece bu tür yardımlar yalan bildirimde bulunarak hile yapanlara değil, ihtiyaç sahibi olan gerçek “muhtaçlara” verilebilecektir.

Bu anlaşma öncelikle yurtdışında bir bankada yüklüce bir parası ve buna bağlı faiz geliri olanları kapsamakta ve özellikle onları ilgilendirmektedir.

İsveç’te işinde gücünde olan, Türkiye’de bir bankada faize yatırılmış bir parası olmayan ve “muhtaçlık” kapsamında herhangi bir belediye ya da devlet yardımı almayan vatandaşlar hiç etkilenmeyeceği için çok rahatlar.

Rahatsız olanlar ve olması gerekenler ise öncelikle Türkiye’de servet sahibi olmalarına ve bankalarda faize yatırılmış çokça paraları olmasına rağmen “gavurdan kıl koparmak sevaptır” diye saçmalayarak, devletten ya da belediyeden “muhtaçlık” kapsamında yalan beyanla “haksız yere” sosyal yardım parası alan açgözlülerdir.

(Türkiye’de bankada parası varken İsveç’ten de sosyal yardım alan ve ayrıca bu parasının faiz geliri vergisini de İsveç’e ödemesi gerekirken, ödemeyip üstüne yatanlar.)

Olumsuz etkilenecek olan bir başka grup da; herhangi bir sosyal yardım parası almasa bile Türkiye’deki bankalarda yatan paralarından elde ettiği yüklü faiz gelirlerini İsveç’te yaşadığı için her yıl vermekle yükümlü olduğu vergi beyannamesinde kuruşu kuruşuna İsveç Vergi Dairesi’ne bildirmeyerek, aldığı faizin yüzde 30’u olan vergisini kaçıranlardır.

Kimler olumsuz etkilenecek ?

1. Türkiye’de bir bankada parası olduğu halde İsveç’te oturduğu belediyeden geçim yardımı (socialbidrag) alanlar.

2. İsveç’te yaşayan ve Türkiye’de bankada yatan parasından dolayı faiz geliri olanlar.

3. Asgari emeklilik aylığı (garantipension), hastalık emeklisi aylığı (garanti ersättning – sjukersättning) ve konut ek yardımı (bostadstillägg) alanlar da kısmen etkilenebilecek.

Nasıl etkilenecekler ?

1. Sosyal yardım başvurusu yapanlara; “- Önce Türkiye’deki banka da yatan paranı bir güzel harcayıp bitir, sonra bize gel !” denilecek !

Vergi dairesi de ayrıca İsveç’ten kaçırdıkları faiz geliri vergisini alabilmek için bu kişilerin peşine düşebilecek !

2. Türkiye’de banka da yatan parasından dolayı faiz geliri olanlar bunu yıllık vergi beyannamesine yazıp, İsveç Vergi Dairesi’ne bildirecek ve bu faiz gelirinin yüzde 30’unu vergi olarak ödeyecek !

Beyannamede kasıtlı olarak bildirilmeyen bu ‘faiz geliri’ bilgisine, İsveç Vergi Dairesi bu anlaşma sayesinde eriştiği takdirde İsveç’ten kaçırdığı (sakladığı) faiz vergisi, cezasıyla ve faiziyle birlikte o kişiden istenebilecek. En kötü durumda bu işlem geriye dönük olarak son 5 yıllık dönemde alınan muhtemel faiz gelirlerini kapsayabilecek !

Kimler hiç etkilenmeyecek ?

1. Türkiye’den hiç banka faizi almayanlar.
2. Sosyal yardım alan ama Türkiye’de bir bankada parası olmayanlar.
3. Normal işinde gücünde olanlar.
4. İşsizlik sigortasından para alanlar.
5. Çalışma gelirine dayalı emekli maaşı (inkomstpension) alanlar.
6. Hastalık parası (sjukpenning) alanlar.
7. Ebeveyn parası (föräldrapenning) alanlar.
8. Engelli parası (handikapersättning) alanlar.

Gelişmiş ve demokratik refah toplumları olan Avrupa ülkeleri, topraklarında yaşayan hiç kimseyi aç ve açıkta bırakmamaktadır. Muhtaç olan herkese bir asgari geçim standartı garanti etmekte ve geçimini sağlamaya yetecek belli bir nakit para yardımı yapmakta ayrıca ev kirasını da ödemektedir.

Bu sosyal yardımı almanın temel şartlarından bir tanesi de; ilgili kişinin öncelikle bu yardım parasını almaya “muhtaç” olması, yani aylık gelirinin çok düşük olması ya da hiç geliri bulunmaması, ayrıca herhangi bir bankada (ister İsveç’te isterse yurtdışında) kendisinin ya da ailesinden birisinin üstüne yatan bir nakit parasının olmamasıdır.

Bu yeni anlaşmaya daha iyi anlaşılması için bir de şu “Hacı Osman efendi” örneğiyle anlatalım isterseniz.

Farz edelim ki Stockholm’da 6 çocuklu (9 da olabilir) İç ya da Güneydoğu Anadolulu (Egeli de olabilir) ve işsiz olan bir Hacı Osman efendi yaşıyor.

Hacı Osman efendi işsiz olduğu için 6 çocuklu ailesinin geçimini sağlayamadığı, ve içinde oturdukları tek odası ayrı giriş kapılı (egen’li) 5 odalı belediye konutunun kirasını ve elektrik faturasını ödeyemediğini beyan ederek Stockholm belediyesine “muhtaçlık” kapsamında sosyal yardım talebinde bulundu.

Aslında Hacı Osman efendi’nin ekonomik durumu ve kazancı gayet yerindedir. Çünkü yeğeni Ramazan’ın üzerine kayıtlı olan içkili pizerya – restoranın gizli ortağıdır. Her ay oradan ortalama 40 bin kron civarında İsveç resmî kurumlarının bilmediği gizli bir geliri vardır. Hatta önceleri lokantanın arka tarafındaki mutfağında ara sıra kaçak çalışırdı ama şimdi siyah işçileri yakalamak için sık sık baskınlar ve denetimler yapıldığı için artık lokantasının ön tarafında sanki müşteriymiş gibi otururdu !

Evin mutfak malzemelerini de hem daha ucuza geldiği hem de KDV (Moms) iadesi alınabildiği için hep lokantasından götürürdü !

Ayrıca evinin 5 odasından biri olan ama dışarıdan ayrı girişli tek odasını el altından bir Özbek’e ayda 5 bin krona kiraya vermişti. 6 çocuğunu da diğer odalara yerleştirdiği altlı üstlü ranza yataklarda yatırmıştı.

Belediye’ye “geçindirme parası ” almak için giderken sürdüğü lüks Mercedes’i de zaten yaşlılara verilen bir çeşit sosyal yardım olan asgari emeklik (garantipension) aylığı aldığı için ayrıca bir geçim yardımı hakkı olmayan kaynanasının üzerine kayıtlıydı !

Geçindirme destek yardımı (försörjningsstöd) başvurusu işleme konulduğunda kendisinden ailesinin hem İsveç’te hem de yurtdışında (Türkiye’de) olan gelirlerinin ve eğer varsa bankalarda yatan parasının tutarını bildirmesi istendi.

Hacı Osman efendi İsveç’te devlet tarafından ödenen para yardımlarının her kuruşunun kaydının tutulduğunu iyi bildiği için aldığı İsveç devletinden her ay aldığı 11.740 kron çocuk parasını gelir olarak bildirdi.

Allah sizi inandırsın bundan başkacada bir kör kuruş gelirim ve malım, mülküm yok dedi !

Ancak Türkiye’ de Halk bankasında (Akbank’ta olabilir) sımsıcacık yatan en az 1 milyon kronluk döviz mevduatını ve bundan elde ettiği yıllık belki de 100 bin krona yakın faiz gelirini ve yine içinde oğlunu evlendirirken paraya sıkışan köylüsü Bayram’ın baba yadigarı olan tarlasını rehin alarak, harman zamanı ödenmek üzere bankanınkine göre en az iki misli yüksek tefeci faiziyle verdiği para da olan tüm alacaklarını, “- İsveç gavuru nereden bilecek ki ?” diye düşünerek hiç bildirmemişti.

Hacı Osman efendi ayrıca memleketinde yaptırdığı altı dükkan üstü daire, 5 katlı apartmanını ve dükkan ve dairelerden her ay aldığı binlerce kronluk kira gelirlerini de söylememişti İsveç gavuruna tabii ki !

Hem Türkiye’yi çok sevdiği için hem de Türkiye’deki kira ve tefeci faizli alacaklarını tahsil etmek için her yıl mutlaka memleketine izne giderdi. Türkiye’ye izne gidene kadar banka hesabında biriken bu kira gelirleriyle Türkiye’de satın aldığı ve her izne gittikçe bindiği ve İsveç’e dönerken de güzelce yıkayıp, aküsünü çıkartıp, tekerlerini takoza alıp, tozlanmasın diye bir de üstüne çadır çekip, apartmanının garajına koyduğu lüks Mercedes otomobilinden de “İsveç gavuruna” hiç söz etmemişti !

Yine her izine gittiğinde çok sevdiği ayrıca nedense çok da korktuğu karısına aldığı ancak her yıl oturduğu yerde şişmanlayıp kolları kalınlaştığından dolayı karısının bileklerine dar gelenlerin yerine her yıl yenisini aldığı kalın “burkma” bilezikler ve sıra sıra “gremse” ve cumhuriyet altınlarını sakladığı birkaç kiloluk “altın kesesi”nden de hiç söz etmemişti !

Yine çocuğunu okutmak için ya da oğlunu evlendirmek için paraya sıkışan gariban köylülerinden, değerinin çok altına peşin parayla satın aldığı ya da verdiği borç para zamanında ödenemediğin de borca karşılık rehin aldığı için el koyduğu tarlalarla, büyüklüğü birkaç yüzdönüme ulaşan köydeki arazilerini ve büyük çiftçi havası atmak için yüzbinlerce krona satın aldığı iri iri ön ve arka tekerlekli gıcır gıcır kırmızı traktörü ve ekipmanlarını da, “-bunlar belediyeyi niye ilgilendirecek ki?” diye bildirmemişti !

Stockholm belediyesindeki görevli, ailenin gelir hanesine sadece İsveç devleti tarafından 6 çocuğun her biri için ayrı ayrı verilen ve ayrıca çok çocuk olduğu için alınan ekstra çocuk parasının toplamı olan 11.740 kronu yazdı.

Hacı Osman efendiye döndü ve gözlerinin içine bakarak tekrar şöyle sordu:

Sayın Hacı Osman efendi, İsveç devlet’inin size her ay ödediği bu çocuk parası dışında ayrıca İsveç’te ya da yurtdışında (Türkiye) elde ettiğiniz herhangi bir başka geliriniz, bankada yatan paranız, altınınız, malınız, mülkünüz, ya da değerli mücevheriniz var mı ?

Lütfen soruma namusunuz ve vicdanınız üzerine doğru cevap veriniz ?

Hacı Osman efendi hiç istifini bozmadan hemen pişkince cevap verdi:

Hayır yoktur ! Ne İsveç’te ne Türkiye’ de ne de memlekette aha bu 6 bebeden başka heç bir şeyim yoktur !

Görevli, elindeki formun hane geliri bölümüne 11 bin 740 kr çocuk parası yazdı. Gelir hanesindeki maaş ve diğer bölümleri ise boş bıraktı.

Gider hanesine çocuk başına ortalama 3 bin küsur ve karı koca için de yaklaşık 6 bin olmak üzere kabaca 25 bin kr aile geçim gideri yazdı.

5 odalı evin kirası 11 bin kr ve elektrik parası 1.500 kron olmak üzere 12.500 kron da “konut gideri” bölümüne yazdı.

25 bin kr geçim parası ve 12.500 kr konut giderini toplayıp, toplam geçim gideri kutucuğuna 37.500 kr yazdı. 37.500 giderden yine Isveç devletinin kendisine ayın 20’sinde nakit ödediği 11 bin 740 kr çocuk parası gelirini çıkarttı.

Geriye kalan 26.500 kronu Hacı Osman Efendi’nin İsveç tarafından bilinen çocuk parasının ve bu geçim yardımının yatırılması için gereken ve bir Isveç bankasında açılan tek banka hesabına yatırdı ! (Hacı efendi sonuçta “İsveç gavurundan” bir aylık geçim parası olarak toplam ve net 37.500 kron aldı.)

Hacı Osman efendi 12.500 kr kira ve elektrik borcunu ödedi. Geriye elinde 25 bin kr kaldı. Tek odasını kiraya verip Özbek’ten siyah aldığı 5 bin kronu da bu paranın üstüne ekleyip 30 bine tamamladı.

Evin yiyeceğinin çoğunu zaten sözde yeğeninin özde ise kendisinin olan içkili lokantasından getirdiği için bu paranın 20 bin kronunu evin diğer giderleri ve Mercedes’in sigortası için ayırdı.

Sosyal parasından artırdığı 10 bin kronu, gizli ortağı olan yeğeni Ramazan’ın o ay içkili restoranlarından getirdiği 40 bin kronun üzerine ekleyip 50 bine tamamladı.

Ve bu 50 bin kronu hemen birkaç gün içinde Türkiye’de Halk bankasında (Akbank’ta olabilir) faizde yatan parasına aktardı !

Hacı Osman efendi bu anlaşma yürürlüğe girdiği şimdiye kadar yani 1 Ocak 2018’e kadar İsveç’te işte böyle rahattı !

Eğer bu anlaşma Türkiye tarafından sulandırılmadan dürüstçe uygulanırsa, ve her söylenene kolayca inanan “gök gözlü İsveç gavuru da” araştırıp soruşturursa Hacı Osman efendinin öteki dünyada kötü olacağı zaten garanti olan rahatı, İsveç’te de çok kötüleşmesi garantilenecek !

Ne diyelim ?

Bu anlaşma ve uygulanması hakkında ortada bir çok söylenti dolaşmakta ama konsolosluklar dahil hiçbir yetkili de gurbetçiyi doyurucu bir açıklama yapmamaktadır.

Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu bir örgütteki 56 ülkenin imzaladığı böylesi bir anlaşmaya imzasını atmama gibi bir ayrıcalığı ya da lüksü yoktu zaten.

Türkiye dünyada “Mavi Kart”ı icat etmiş ve halen kullanarak “ne şişi ne de kebabı yakmayan” tek ülkedir !

Hiç telaş ya da merak etmeyin !

Benim bildiğim Türkiye yine yeni bir icat yapıp aslında Hacı Osman efendinin başta oyu ve dövizlerine çok ihtiyaç duyduğundan dolayı kolay kolay ondan vazgeçemeyeceği için elinden geleni yapacak ve bir yolunu bulup onu “gavurun zulmünden” kurtaracaktır !

Benim sözde Kululu 6 çocuklu Hacı Osman efendi olarak tanıdığım bu vatandaşı belki birileriniz Bolulu 7 oğlanlı Hacı Mahmut emmi, belki de birileriniz de Diyarbakırlı 9 kızlı Hacı Şeyhmus ağa olarak tanıyorsunuzdur !

Sakın bu “Hacı Osman efendi” hikayesinden hiç kimse alınmasın ya da gocunmasın. Benim uydurduğum ! (ama kaya gibi gerçek) bu hikaye için hiç kimse bana kızmasın !

Çünkü örnekte verdiğim Hacı Osman efendi uydurulmuş bir hayal ürünü olup, gerçek değildir ve İsveç’te hiç bir zaman bir Hacı Osman efendi, Hacı Mahmut emmi ya da Hacı Şeyhmus ağa adlı bir kişi hiç yaşamamış ve yaşamamaktadır !

TANER YILDIZ

Bir Cevap Yazın