İsveç’in bilgi hazinesi burada saklanıyor !

KRALİYET KÜTÜPHANESİ ZİYARETİ !

Stockholm’un seçkin semti Östermalm’da Humle gården parkı içinde paha biçilmez bir mücevher gibi duran ve 1877 de yapılıp ertesi yıl halka açılan ve 450 yıllık bir mazisi olan KB, bir Milli Kütüphane olarak İsveç’in bilgi adına varı yoğuna ev sahipliği yapıyor.

Bina altındaki kaya 40 m derinliğinde delinerek her biri 9.000 m2 büyüklüğünde devasa iki mağara ambarı da içine alan 5 katlı yeraltı binasında; başta tüm kralların ve A. Strindberg ve A. Lindgren gibi ünlü yazarların kitap koleksiyonları ve savaş ganimeti antika el yazmaları İle 1661’den beri İsveç’te basılmış olan her türlü yazılı eserin bir örneği saklanıyor.

1661 de çıkarılan bir özel yasayla tüm basımevleri, bastığı her yazılı nesnenin ve 2012 deki yeni yasayla da her türlü internet yayıncısı bir örneğini bu kütüphaneye ücretsiz vermekle yükümlü kılınıyor.

İsveç’in 1 numaralı Kütüphanesinde; el yazmaları, eski yeni her türlü kitap, harita, gazete, dergi, afiş, reklam, imza örneği, fotoğraf gibi 18 milyondan fazla nesne ile 7 milyon saatlik radyo, tv, film, müzik yayını, bilgisayar oyunu, Web sitesi gibi tüm yazılı, sözlü ve görüntülü eser hazinesi hem korunuyor hem de araştırmacılar ve halka ücretsiz olarak açık tutuluyor.

Bir zamanlar sadece kralların ve etrafındaki bir avuç seçkinlerin yararlanabildiği kitapları son 140 yıldır zengin fakir tüm İsveç halkı da okuyabiliyor.

Meşhur eser yanında şimdiye kadar hiç aranmayanı da arayabiliyorsunuz. Örneğin; son 115 yılda çıkan tüm gazeteleri gün gün ve bütün olarak okuyabiliyorsunuz !

Geçen gün buraya 1707 de doğup, 1787 de ölen ve 4 ciltlik “İsveç Tarihi” ni (Svea Rikes Historia) yazan ünlü tarih profesörü Sven Lagerbring’in 1769 yılında basılan 1. cildinde:

Bizim atamız Oden ve yoldaşları Asya’dan gelen ön Türklerdi. Bundan hiç kimse hoşlanmasa da ve bana kızsa da hiç umrumda değil çünkü gerçek bu !“

diye yazdığı bu antika kitabı okumak için gittim.

Önceden sipariş verdiğim tam 250 yaşındaki bu değerli eseri; kimlik gösterip, imza vererek ve giriş – çıkış vaktini kayıt defterine kendi eliyle düşülerek girilip çıkılan ve şifreli kapısında bir bekçi duran “özel okuma odası”nda antika kokusu koklayarak okudum !

Ne diyelim ?

Adamlar yapmış diyorum !

1986 yılında ilk kez tanıştığım ve görür görmez ilk bakışta aşık olduğum bu “Kütüphane Kraliçesi”ni o zamandan beri yolum düştükçe ziyaret ediyorum.

Şatafattan uzak ince işlemeyle bezeli yüksek tavanı altında sessiz bir ortamda kitap okumaktan ve sadece çevrilen kitap yaprağının şıpırtısını duymaktan zevk alıyor, aşkımı tazeliyorum. Düzenine, kapasitesine ve kütüphanecilik inceliklerine hayran kalıyorum.

Bence bu karanlık ve soğuk kış günlerinde yapılacak en yararlı boş zaman uğraşısından biri de burayı ziyaret ederek hem gözleri kamaştırmak hem de zihinleri aydınlatmaktır.

TANER YILDIZ

Bir Cevap Yazın