Stockholm Stockholm !

Kuzeyin Venediği !
Mälaren Kraliçesi !
Köprüler arasındaki şehir !
Svea ananın güzeller güzeli en büyük kızı !

Ben 38 yıldır kuzeyin bu en parlak yıldızında, her yeri kışın karbeyaz pamuklara yazın da allı yeşilli kumaşlara sarılıp sarmalanan, her şeyi yerli yerine bir güzelce konulan ve her bir şeyi hiç bozulmadan yerli yerinde güzelce duran bu temiz ve sessiz kentte ömrümü geçiriyorum.

Şehir merkezi ; Strandvägen (Sahil yolu). Şehrin en seçkin yeri ve en değerli caddesi. Türkiye Büyükelçiliğine ait iki tarihi villa bu yolun sonunda ve suyun kenarında bulunuyor.

Bu şehirde dünyanın belki de; en uysal, en barışcı, en uzlaşmacı, en eşitlikçi, en güvenilir, en hak yemez, en kolay kandırılan ama sadece bir kereliğine kanan medeni insanlarıyla birlikte ve yan yana yaşıyorum.

Stockholm her konuda ve her alanda sadeliğin, inceliğin ve gösterişsiz güzelliğin başkentidir.

Stockholm kalbinden sular çağlayan, 14 ada üzerine bulunan, 15 gölüyle sulanan ve açık denizinde 30 binden fazla takım adası olan bol sulu, bol adalı ve neredeyse 800 yaşlı e bakımlı bir yarımada şehirdir !

Şehrin göbeğinde ve Gamla Stan’ın hemen yanındaki minik Riddarholmen (Şövalyeler adacığı) adacığında Stockholm’un en eski binası olan ve halen de kullanılan ince yüksek çan kuleli Riddarholmkyrka (Şövalye kilisesi) bulunmaktadır. Kilisenin yanındaki öteki tarihi binalarda da yüksek mahkemeler oturmaktadır.

Doğusu boydan boya açık denizle çevrilmiş, Tanrı eliyle ve özenle her köşesine; irili ufaklı ırmaklar, adalar, göller ve dereler bir güzelce serpiştirilmiş, sere serpe ve serbestçe serin sular ve yeşil ormanlar içinde doğaya saygılıca yayılmış ve ta 1257 yılında Birger Jarl adında akıllı bir adam tarafından kurulmuş bir şehir güzelidir Stockholm.

Stockholm’u Stockholm yapan ve şehrin hayati su kaynağı olan 120 km uzunluğundaki Mälaren gölü /ırmağı, doğudaki tuzlu ve soğuk sulu sevgilisi Baltık denizine bir an önce kavuşmak için ona doğru bazı yerlerde kıvrıla kıvrıla kimi zaman dingin aheste aheste kimi zamanda köpük köpük coşarak ve hırçın dalgalarla çağlayarak Stockholm içinden geçiyor.

Stockholm merkezindeki bir zamanların memur semti Kungsholmen Mälaren gölünün kıyısındadır. Stockholm’un geniş çayırlı olan ve yazları dolup taşan meşhur şehir parkı Rålambshovsparken’de bu semtin suya bakan kıyısındadır.

Stockholm’un merkezindeki şehir parkı Rålambshovs Parken’de isveçiller güneşleniyorlar !

Ve Stockholm’un tam merkezindeki Saray’ın hemen önlerinden sevdiceğine

kavuşup, doya doya onunla kucaklaşıyor !

Bu kadınlar güzeli şehrin; üstlerine ne giyseler çok yakışan, sarışını da kumralı da pek güzel olan yaz – kış, açık ya da kapalı her mekanında hiç hava atmadan özgürce dolaşan havalı kadınları var.

İsveç kralı ailesiyle birlikte Stockholm yakınındaki Drottningsholm (Kraliçe adacığı) geniş yeşil alanlar içine yayılan ve su kenarına sarı renkli bir mücevher gibi kondurulan incezevk ürünü bu Drottningsholm Saray’ında oturuyor. Çok geniş ve bakımlı bir bahçesi olan bu güzel Saray UNESCO Dünya Mirası listesine alınarak İsveç’in yanında dünyanında korunması gereken ortak malı olmuş durumda !

Bu binalar güzeli şehrin; her biri bir sanat eseri güzelliğinde yüzlerce yıl önce yapılan ama hala tüm güzelliğiyle sapasağlam duran ve kullanılan, ince zevk abartısız süslerle bezeli gösterişsiz tarihi yapıları var.

İsveç’in Millet Meclisi olan ‘Riksdag’ şehrin tam kalbindeki minnacık bir adacığın üzerine yapılmıştır !

Şehrin tüm semtlerine insanları kolayca ulaştıran ve şehri yeraltından bir örümcek ağı gibi saran ve her biri büyük bir sanat galerisi gibi olan yerin yedi kat altında metro durakları ve kayalara oyulmuş devasa mağara sığınakları var.

Şehrin bin yıllık çekirdeği olan ve turistlerin illa ki ilk gördükleri en tarihi ve en turistik yer olan ve küçücük bir ada üzerinde bulunan ve kimi Arnavut taşlı sokaklarının genişliği 1 metre olan Gamla Stan (Eski Şehir) de her biri yüzlerce yaşında çok güzel binalar var. Saray ve Ulu Kilise ile şehrin bugüne kalan ve hala kullanılan en eski yapısı olan Riddarholm Kilisesi (Şövalyeler kilisesi) bu küçük ada üzerinde duruyor.

Kimi 1500 kişilik büyük kimi cep kadar küçük tarihi ve modern konser salonları, sinemaları, köklü tiyatroları, içi de dışı da çok güzel olan tarihi Operan ve Dramaten tiyatro binası, içinde yüzlerce yıllık eserler saklanan, korunan ve halkın kullanımına bedavaya cömertçe sunulan eski yeni onlarca müzeleri ve kütüphaneleri var.

En ince ayrıntıları ve ritüelleri ile yaşatılan yüzlerce yıllık köklü şehir gelenekleri, sokak festivalleri, her türden eğlenceleri, kültür, sanat, spor etkinlikleri var.

Stockholm’un sembolü ve şehrin en önemli ve en tanınan birkaç tarihi binasından biri olan tuğla kaplamalı ve yüksek kuleli olan Belediye sarayı ‘Stadshuset’ şehrin göbeğinde sanki suyun içindeymiş gibi suyun öte yakasında Millet Meclisi binasının tam karşısında duruyor. Dünyaca ünlü Nobel Ziyafeti her yıl 10 Aralıkta bu binanın içindeki meşhur ‘Blåhallen’ de (mavi salon) da yapılıyor !

Stockholm’un 6500 km2 lik yüzölçümünün yüzde 40’ı orman ve yeşil alandır. Neresinde olursanız olun sadece birkaç adım adım attığınız yerde karşınıza çıkan ve hayranlık uyandıran biri diğerinden farklı peyzajlı küçük ya da çok geniş alanlı yemyeşil şehir parkları var.

Stockholm serin sular ve yeşil ormanlar arasında doğaya saygı göstererek sere serpe ve serbestçe yayılmış bir yemyeşil bir şehirdir.

Sadece birkaç yüz metre yürüyüş mesafesinde gözleri gibi baktıkları ve koruduklar, hala aynı Tanrı’nın yarattığı gibi durdurdukları el değmemiş iki büyük Milli Doğa Parkları var. Onlarca bakımlı ve kullanışlı doğal parkları ve her zaman düzenli olarak biçilmiş yeşil bir halı görünümlü çayırları ve ilk gördüğünüzde bakımlı bir park sanacağınız kimisi göl kenarında yemyeşil mezarlıkları var.

Her sokakta, her terasta, her meydanda, her balkonda, her kapı önünde hiç eksik edilmeyen envai çeşit ve bakımlı, capcanlı ve sade saksılı çiçekleri var.

Stockholm’un 14 adasından büyüklük olarak ikinci en minnacığı olan Riddarholmen adacığı (Şövalye adacığı) ve üstünde 1270 yılında yapılan ince çan kuleli Riddarholmskyrka.

Her parka ve her meydana mutlaka bir tane dikilen küçük büyük ama hepsi birbirinden farklı anlamlı ve tarzlı ince zevk ve ustalık ürünü heykelleri, çok çeşitli mimari stilleri olan, ama çoğu artık cemaatsiz kalan ilginç kiliseleri var.

Süslü ve süssüz bir sürü sarayları, yüzlerce dönüm arazisi, ormanı hatta kendine ait gölü ve adası olan çiftlikleri ve muhakkak bir su kenarına çevresine uyumluca kondurulmuş birbirinden güzel ve kullanışlı eski konakları var.

Stockholm’un içi dışı ve dört yanı su doludur ! Şehir içinde ve dışında çok güzel marinaları ve rıhtımları vardır. Stockholm her türlü su sporunun yapılabildiği bir su şehridir.

İşte ben bu buram buram medeniyet, buram buram kültür ve sanat kokan, klasikle modernin, eskiyle yeninin, tarihle şimdinin, geleneksellikle yeniliğin birbirine son derece saygılı biçimde ve özenle iç içe geçirildiği bu şehir güzelinde soluk alıp veriyorum.

Ben bu değerli şehrin değerini çok iyi biliyorum !

Ne diyelim ?

Güzeller güzeli büyük kızımız Stockholm siz görücülerini bekliyor.

Buyurun, doya doya bu güzelliği seyredin.

Lütfen gelin bir koca fincan filtre kahvesini için !

TANER YILDIZ

Stockholm’un havadan çekilmiş videosunu izlemek için aşağıdaki linke tıklayın:

www.facebook.com/PlacesAndPeople/videos/1232276583516951/

Her hakkı saklıdır.

Bir Cevap Yazın