Olof Palme Parkı’nın hikayesi..

Kulu’nun en güzide eseridir…

Parkın adı Olof Palme Parkı‘dır ama söylentilerde anlatıldığı ya da dedikodusu yapıldığı gibi parkı Palme ya da İsveç devleti yaptırmamıştır !

Olof Palme öldükten sonra özel olarak onun adına da yaptırılmamıştır !

Parkın yapımında da tek öre İsveç parası harcanmamıştır !

Kulu Belediye reisi Mehmet Yıldız 1968 -1977 dönemi. (2 Haziran 1968 – 11 Aralık 1977, 9,5 yıl)

Kulu’da 17 dönüm büyüklüğündeki bu yeşil park belki de o yıllarda bir ilçe de bir ilk olan botanik bahçeli bir modern “Gezi Parkı” olarak 1972 yılında dönemin belediye reisi Mehmet Yıldız tarafından yaptırılmıştır.

Bu park sayesinde Kulu’nun bozkırında ve kıraç topraklarında nitelikli orman ağaçlarının ve değişik tür çamların yetişebileceği ve daha da önemlisi yetiştirilebileceği kanıtlanmıştı.

Fotoğrafın üst tarafında görülen dikdörtgen yeşillik Olof Palme Parkıdır.

Parkın hikayesi; Kulunun güçlü bir ailesinin haksız zaptında olan yekpare 50 dönümlük (50.000 m2) değerli bir arsasının dönemin belediye başkanı Mehmet Yıldız‘ın verdiği hukuk mücadelesiyle “zapt”tan kurtarılması, Kulu halkının ortak malı yapılması ve Kulu belediyesi adına tapulandırılmasıyla başlamıştı.

Üç parçaya bölünen arsanın bir bölümü okullara (Cumhuriyet ilkokulu, Kulu lisesi ve Endüstri Meslek Lisesi) bir bölümü Sağlık ocağı ve Hastaneye ve geriye kalan 17 dönümlük (17.000 m2) bölümü de halka açık belediye gezi parkına ayrılmıştı.

Adalet Partisi lideri Başbakan Demirel 60’lı yıllar sonunda Kulu’da mitingde. Yanında duran gözlüklü genç adam dönemin Kulu Belediye Reisi Mehmet Yıldız

Sıkı bir Adalet partili olan Kulu Belediye Reisi Mehmet Yıldız, Başbakan Demirel’in yardımıyla Belediye gezi parkı için Orman Bakanlığı’ndan özel imtiyaz almış, tasarım mühendisliği ve peyzaj hizmeti ile parka dikilen çeşitli cinsten nitelikli ağaç, çalı ve çiçek fidanları da yine bakanlıktan bağış olarak sağlanmıştı.

Parkın yapımı bitikten sonra da yine dönemin belediye reisi Mehmet Yıldız’ın orman bakanlığına karşı verdiği zorlu hukuk mücadelesi sonucunda da yeşil parkın mülkiyeti Kulu halkında ve kullanım hakkı da tek başına Kulu belediyesine kalmıştı.

Kulu çam ağacını ilk kez görmüştü !

Çoğu çalı, çam ve ağaç cinsi ilk kez bu parkta Kululularla ve Kulu toprağıyla tanışmıştı.

Parkta yetişebildiği görülen sedir ve kara çam fidanları halka da dağıtılmış ve ilk defa fakir zengin her Kulunun avlusunda ve bahçelerinde de iğne yapraklı çamlar ve çalılar dikilmeye, yeşermeye ve yetişmeye başlamıştı.

Şimdi çok azı kalsa da hala müstakil evlerde oturan bir çok kululunun bahçesinde o dönemde dikilmiş 40 yıllık karaçam, sedir ve mazılar vardır…

Bu parka ilk yapımında en çok emeği geçen bir başka kişi de aynı zamanda bahçıvanlıkta yapan ve yeni dikilmiş fidanlara gözü gibi bakan, gece gündüz sulayan “Sülü” lakaplı ve çok alçakgönüllü belediye işçimiz rahmetli Süleyman Esen amca idi.

Ben de çocukken ara sıra oyun niyetine onun fidanları sulamasına ya da çapalamasına yardım ederdim. Ben Sülü amcanın bu çalışkanlığına ve park için yaptığı fedakarlığa şahidim!

1978 yılından sonra parka neler yapıldı ?

Üst üste iki dönem seçilen AP’li Mehmet Yıldız’ın görev süresinin dolduğu 1978 yılından sonra seçilen CHP’li başkanın partizanca yaklaşımıyla park bakımsız bırakılmış o cins cins ağaçları, çalıları ve çiçekleri sulanmamıştı. Arkasından 12 Eylül askeri darbesi yapılmış ve park tamamen öksüz bir çocuk gibi kaderiyle baş başa kalmıştı.

Darbeden sonra seçilen ANAP’lı Başkan sanki koca Kulu’da yer yokmuş gibi bu park’ın ana yola bakan ön cephesinde onlarca yetişmiş ağacı ve çamı keserek açtığı yere “Cep Otogar” yapılmıştı.

Ondan sonra üst üste iki dönem seçilen CHP li Başkan döneminde de sahipsiz kalan parkı bir ara ipsiz ve sapsızlar, keş ve ayyaşlar yurt tutmuştu.

Tek dönemlik MHP yönetiminde ise belediyeye para kazandırmak bahanesiyle parka acımasızca müdahale edilmiş çoğu türü Kuluya ilk kez 30 yıl önce dikilen 300 civarında yetişkin ağaçlar, çamlar ve çalılar kesilmiş, kesilen ağaçlardan boşaltılan parkın girişi ve ortasındaki binlerce metrekare alana kara kara taşlar döşenmiş, üstüne de “Düğün Salonu” “Çay Ocağı”, “Çocuk Kaydırağı” yapılmıştı.

Ondan sonraki 15 yıl süreli AKP’li Başkan döneminde ise düğün salonu ve çay ocağı işletmesine ayrıca kebab lokantası eklendi ve tekrar 40 yıllık ağaçlar kesilerek çay ocağı müşterileri için etrafı perdeyle çevrili ve nargileli şark odacıkları yapıldı.

2012 yılında da park hastane yapılacağı bahanesiyle Sağlık bakanlığına devredilmeye çabalandı ama bu parka sahip çıkan bir avuç Kululunun ve CHP’nin kararlı mücadelesi sonucunda başarılamadı.

Şark odacıklarına yer açmak için 40 yıllık çamlar kesilmişti.
Modern gezi parkında etrafı perdeli ve minderli şark odacıkları.
Park içinde yaz gününde mangal yakılıp kebap kızartılıyor
Modern gezi parkında dışarıdan içerisi gözükmeyen şark odacıklarında nargile içiliyor.

Koca parka her şey konuldu bir tek “Tanıtım Panosu” konulmadı !

Mehmet Yıldız’ın yaptırdığı bu güzelim parkı ondan sonra gelen belediye başkanlarının kimileri parkı görmezden gelmeyi tercih etti kimileri de parka mirasyedi muamelesi etti.

Bu kadar çok partiden bu kadar çok belediye başkanının hiçbirisi nedense parkın girişine ya da içine sadece birkaç satırda parkın: ne zaman, nasıl ve kim tarafından ne amaçla yapıldığını kısaca anlatan ve hem Türkiye’nin de hem de dünyanın diğer kentlerindeki bu türden parklarda adet olan ve muhakkak park girişlerinde bulunan bir “Tanıtım Panosu” koymadılar.

Bu sizce de çok ilginç değil mi ?

İnsanlar da (özellikle Kuluya dışarıdan gelenler ve tabancı turistler) bu gerçek bilgileri parkta arayıp bulamadıkları ve başka türlü de ulaşamadıkları için Palme öldürülmeden 15 yıl önce yapılan bu parkı Palme’ nin sağken yaptırdığını veya İsveç devletinden alınan para karşılığında yapıldığını sanıyorlar !

Adı Niçin Olof Palme kondu ?

Olof Palme Kulu’yu hiç ziyaret etmemişti, Kulu hakkında da bildiğimiz kadarıyla hiç bir şey söylememişti ama 1965 de onun başbakanlığı döneminde ilk kez İsveç’e çalışmak için gelen Kululu işçileri hoş karşılamış, onları yabancı düşmanlarına karşı savunmuş, kimisiyle parti toplantılarında ya da ayaküstü sokakta tanışmış (örneğin Kozanlılı Necati Korkmaz ile tanışlardı) ve İsveç’te oturum izinli olarak kalmalarını sağlamıştı.

Palme 1986 yılında kendi başkentinde sokak ortasında öldürüldüğünde bu nedenle onun adı Kululuların ona ve İsveç’e bir vefa nişanesi ve şükran ifadesi olarak bu parka verilmişti.

İsveç başbakanı Fredrik Reinfeldt 21 Nisan 2009 da ve Sosyal demokrat parti Stockholm milletvekilimiz Sultan Kayhan da 2018 Ağustos’unda özel olarak bu parkı ziyaret etmişlerdi.

Park yok olmaktan nasıl kurtarıldı ?

2012 yılı yazında parkın çok değerli arsası hastane yapılacak bahanesiyle sağlık bakanlığına devredilmeye çalışılmıştı.

Bunu duyan bir avuç bilinçli Kululu “Olof Palme Parkı Gönüllüleri” adıyla bir başlattığı sivil inisiyatif başlatmıştı.

Olof Palme Parkına Dokunma ! İmza kampanyası açılmıştı.

Bu sivil inisiyatife Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve benim de içlerinde olduğum İsveç’teki gurbetçilerin yoğun destek vermesi, protesto toplantıları düzenlenmesi ve imza kampanyası yürütülmesi sonucunda geri adım atılmış ve park tamamen ortadan kaldırılmaktan böylelikle kurtarılmıştı.

CHP Konya milletvekili Atilla Kart 2012 yazında park önünde açıklama yapıyor ve parkın sağlık bakanlığına devredilmesine karşı duruyor ve Parkı sahip çıkıyor .

Bir başka deyişle bu parkı Adalet partisi yaptırmıştı ama onu yok olmaktan 8 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi kurtarmıştı.

Bu park yerlisiyle, sonradan Kulu’ya yerleşmişiyle ve dünyanın dört bir yanına dağılmış gurbetçisiyle tüm Kulu halkının ortak malıdır. Öyle de kalmalıdır !

Bozkırın ortasında biz bir beton yığınına dönüşen Kulu’nun göze batan tek yeşil alanıdır.

Bu park, kıraç bozkırın ortasındaki Kulu’ya tepeden bakıldığında, bir “beton çölünün” arasında sıkışıp kalmış bir avuç “yeşil vaha” gibi göze çarpmaktadır.

Yurtdışında Kulu’dan daha çok tanınıyor !

Kulunun adını hem yurtdışında hem de yurtiçinde en çok duyuran bu park Kulu’nun en en turistik yeri olarak biliniyor. Kuluya yurtdışından gelen her turist mutlaka parkı ziyaret ediyor ve önünde hatıra fotoğrafı çektiriyor !

İçinde 48 yıllık ağaçları barındıran Kulu’nun bu güzide yeşil alan Kulu’ya İsveç’ten giden tüm özel ya da resmî konukların ziyaret ettiği ya da görevlilerin rehberliğinde gezdirildiği Kulunun en çok bilinen, en çok fotoğrafı çekilen yegane ziyaret yeridir !

İsveç başbakanı Reinfeldt 2009 Nisan ayında Kuluya gelmiş ve parkı ziyaret etmişti.
Parkı ziyaret eden İsveçli yetkililer.

İsveç Televizyonu haber proğramı Rapport’un muhabirleri Niclas Berglund ve Tomas Thoren Türkiye de yapılan halkoylamasını İsveç’te yaşayan kulululara ve İsveçlilere zoolog Palme Parkı’ndan duyurdular.

Kululu gurbetçilerin yoğun olarak yaşadığı Stockholm’un Rinkeby ve Tensta semtlerinden 17 öğrenci İsveçli öğretmenleri eşliğinde 80’lı yıllar ortalarında yeni konulan Olof Palme parkını topluca ziyaret etmişlerdi. Geziyi Palme anısına Stockholm’da kurulan “Palme uluslararası hoşgörü fonu” (Olof Palmes Minnesfond) finanse etmişti.
Park ziyaretçisi İsveçli turistler..

Park önünde hatıra fotoğrafı çektiren bir ziyaretçi

Star televizyonu İsveç Başbakanı’nın 2009 yılında parkı ziyaretini haber yapmıştı

Park nasıl korunmalıdır ?

Olof Palme Parkı bana göre Kulu Belediyesinin halen elinde kalmış olan en değerli mülküdür. Bu park Kulu’nun yağmaya ve betonlaşmaya karşı korunmaya en çok muhtaç olan yegane eseri ve bir yeşil yakutlu mücevheridir !

Bu güzide park; şehir merkezindeki özel konumuyla, hastane ve okullara sınırdaş olmasıyla, 17 bin metrekarelik yekpare arsasıyla ve Ankara – Konya yoluna bakan geniş cephesiyle aç gözlü rantçı müteahhitlerin ve vurguncuların her zaman iştahını kabartmış ve kabartmaya da devam edecektir.

Binlerce yeşil yapraklı ağacı, çamı ve çalıları, gülleri ve çiçekleri olan orijinal “Gezi parkı”mdan günümüze sadece birkaç cins ve birkaç yüz bile olmayan sayıda çam kaldı.

Parkın korunması ve amacına uygun kullanılması için iyi niyetle şunları önermek istiyorum.

Ziyaretçiler için parkın uygun bir yerine parkı kısaca tanıtan ve tarihçesini anlatan, en az iki dilli (Türkçe ve İsveçce) modern ve kullanışlı bir tanıtım panosu konulmalıdır.

Parkın tarihçesi hakkında sağlıklı bilgi alma imkanı olmadığı için ortada birçok söylentiler dolaşmakta, adından dolayı bu parkı Olof Palme’nin kendisinin yaptırdığına ya da İsveç devletinin verdiği parayla yaptırıldığı dedikodusuna cidden inanan kululular ve böyle yazan gazeteciler var hem İsveç’te hem de Türkiye’de !

Parkta kadrolu bekçi /bahçıvan görevlendirilmelidir.

• Ağaçları çok seyrekleşmiş olan Park orman bakanlığıyla işbirliği yapılarak orijinal haline ve modern “gezi parkı” kimliğine mümkün olabildiğince geri dönüştürülmelidir.

• Düğün salonu, çay ocağı, çocuk kaydırağı, kapalı oturma mekanları, perdeli şark odacıkları, diğer yarı kapalı ve taşlı yerler park alanından tamamen kaldırılmalıdır. Boşalan alanlar tekrar yeşil alanlara dönüştürülüp, ağaçlandırılmalıdır.

• Park içerisinde stabilize çakıl taşı ve dar gezinti yolları / patikaları yapılmalıdır. Belli aralıklarla uygun yerlere ahşap oturma bankları konulmalıdır. Tüm boş alanları çimlendirilmelidir.

• Park alanı sadece dinlenmek, yürüyüş ve gezinti yapmak, nefes almak ve kuş cıvıltısı duymak isteyen Kulululara açık tutulmalıdır.

• Park ticari amaçla kullanılmamalı ve park içinde yiyecek ve içecek satılmasından kaçınılmalıdır.

• Parkın bakımı, korunması ve orada çevre dostu etkinliklerin yapılması konusunda Kulu Doğal Yaşam Derneği’nin gönüllü katkısından yararlanılmalıdır.

• Kulu ve çevre köylerinde bulunan tarihi eserler, taş yazıtlar, heykeller vb parkta korunup, sergilenmelidir. .

Ne diyelim ?

Bugüne kadar Parkın bakımın da ve korunmasında emeği geçen herkese bir Kululu olarak teşekkür ediyorum.

Bu yazımın amacı park hakkındaki bilgi kirliliğini ve söylentileri gidermek ve Kulu halkına parkın tarihçesi konusunda somut ve gerçek bilgiler vermektir. Ayrıca kulunun halen Düden gölü dışında gezilecek tek turistik yeri olan Palme Parkı tanıtmaktır.

Yeşil çevre ve halka açık şehir parkları medeni dünyada bir gelişmişlik örneğidir.

1978 yılından sonra Kulu’dan sanırım 10 a yakın belediye başkanı geçti.

Kulu’ya her dönemde böyle bir eser kazandırılsa şimdi bunun gibi Kulu’nun her bir köşesine serpiştirilmiş kimi 30 yıllık kimi 20 yıllık kimi 10 yıllık 10 ayrı yeşil parkımız olacaktı.

Uçsuz bucaksız ve tamamen ağaçsız bir bozkır ve çöl karışımı kıraç topraklı Kulu’da fakir zengin herkesin mutlaka bir dikili ağacı olmalıdır !

Özellikle yeni Kululular ağaç dikmeye özendirilmeli hatta bence bir çeşit sosyal baskıyla tatlı sert zorlanmalıdırlar. Ağaçlandırma yapanlara kolaylıklar sağlanmalıdır. Okula giden her öğrencinin kendi diktiği ve zimmetine verildiği bir ağacı olmalıdır !

Her belediye başkanı da arkasında böyle yeşil bir eser bırakarak hayırla anılmalıdır.

İsveç’teki gurbetçi Kululular ve Kulu halkı adına parkın sahibi olan Kulu Belediyesinin bu 48 yıllık bir emanet olan güzide eseri gözü gibi koruması dileğiyle !

TANER YILDIZ

Parkın yeni çekilmiş videosunu izlemek için tıklayın:

Foto: Aykut Akıcı / Turkpix

Her hakkı saklıdır

Bir Cevap Yazın