Burası Kulu’nun kırkahvesi idi !

Kırkahvesi çok değişmiş

Bir zamanlar Kulunun yerlileri kır kahvesi dedikleri bu yerdeki yazlık kahvehanelerde kahve değilse de çokça çay içer, çokça sohbet ederlerdi. Ankara’ya ve Konya’ya gitmek için burada otobüs beklerlerdi. Kuluya gelenlere ilk kez burada hoşgeldiniz derlerdi.

Otobüsler tam da bu kır kahvesinin önünde yolcusunu indirirdi ve bindirirdi ! Çünkü Ankara’dan gelen otobüse Konya yolcusu, Konya’dan gelen otobüse de Ankara yolcusu binerdi.

Fotoğrafın ortasında dosdoğru bir ok gibi uzayıp giden ve Kuluyu eski ve yeni Kulu olarak ikiye bölen geniş bulvar Ankara – Konya yoludur.

Birkaç yıl önceye kadar adı. halk ağzına hiç almasa da kağıt üstünde Olof Palme Bulvarı idi. Şimdi değişmiş.

Eskiden gelişli gidişli dar bir tek yol olan bu bulvar; gelecekteki ihtiyacı öngören, kendisine ve ailesine yapılan tüm tehditlere boyun eğmeyen ve paranın çok zor bulunduğu o yıllarda arsa sahiplerine yasal kamulaştırma bedellerini kuruşuna kadar peşin olarak ödeyen dönemin Belediye Reisi Mehmet Yıldız tarafından 40 metre olarak genişletilmişti.

Hem ortası hem de iki yanları ağaçlandırılarak kır atmosferi bir parça da olsa korunmaya çalışılmıştı.

Böylelikle sadece büyük şehirlerde bulunabilen bu çok geniş bulvar; yine Mehmet Yıldız tarafından 1972 yılında yaptırılan ve fotoğraflarda tek yeşillik olarak göze çarpan ve doğrudan bulvara bakan 17 dönümlük belediye gezi parkı ile bütünleştirilmişti.

Kulunun en güzide ve en eski eseri olan bu gezi parkına 1986 yılında Palme öldürüldüğünde İsveç’e ve Palme’ye bir şükran ifadesi olarak İsveç’teki Kululu gurbetçilerin önerisiyle Olof Palme Parkı adı verilmişti.

Kırkahvesindeki kurşun kaplama kubbeli, bir şerefeli ve Türk usulü külah alemli tek minareli gösterişsiz cami yıkılmış. Yerine şimdi altın yaldız kaplama kubbeli, her birinde üçerden tam altı şerefeli Arap usülü soğan alemli, çifte minareli ve tam 1.300 cemaat kapasiteli ve çok gösterişli bir cami yaptırılmış.

Eskiden Kırkahvesi bulvarının her iki tarafında yer alan tek ya da iki katlı geleneksel müstakil evlerin bahçelerinde üzüm bağları, çoğu zerdali ve erik meyve ağaçları ve taze sebze yetişen bostanlar vardı.

Kır kahvesinde artık ne bağ ne bostan ne de ilaç niyetine de olsa tek bir zerdali ya da erik ağacı kalmamış !

Sanırım 3-5 kilometre uzunluğundaki geniş bulvarı şimdi sağlı sollu ve boydan boya birbiriyle renk ve tarz olarak tamamen uyumsuz, bir kısmı duvar duvara bitişik nizamlı ve yüksek katlı beton yığını olan ve araba garajı /parkı bulunmayan kaba saba binalarla kuşatılmış.

Göze gözükebilecek ve bir ot bitebilecek her toprak parçası boz çakma taşlarla kaplanmış. Ağaçlar kesilip çakma taş döşenerek apartmanlara park yeri yapılmış.

O 70’li yıllarda Kırkahvesine yağmur yağdığında buram buram toprak kokardı. Yazın kırkahvesinde küfül küfül esen o serin yeller insanı bir başka rahatlatırdı.

Ne diyelim ?

Kır kahvesini çıkar uğruna çakma boz taş ve boz betonla kaplatan her kimlerse o yöneticileri ve bunu para uğruna yapan her kimlerse o açgözlü müteahhitleri Allaha havale edelim… … …

TANER YILDIZ

Foto: 19 Nisan 2020

Kaynak: Kulu Belediyesi

Bir Cevap Yazın