Babam Kulu’nun Yıldızıydı…

Kulu’dan bir Yıldız kaydı….

Babamın Kulu’da lakabı “YILDIZ” dı.

Hep öyle tanındı, öyle anıldı ve öylece kaldı.

Kululular arasında Yıldız takma adının bir saygınlık, bir yakınlık, bir takdir anlamı vardı.

Çoğu Kululu yaşlı kadın ve erkek bana kimin oğlusun diye sorduğun da ve ben de; ‘Yıldız’ın oğluyum” demediğim de babamı çıkaramazlardı !

Kulunun iki köklü ailesiyle kan bağı vardı; Yıldız ve Baran. Baba tarafından “Celil Ağa”nın, ana tarafından “İsmail Efendi”nin (Özbaran) torunuydu.

Kulu’da Osmanlı dönemi mülki amiri ve Cumhuriyet’ten sonra ilk belediye reisi olan dedesi İsmail Efendi’nin yolundan gitti. Üst üste iki dönem Kulu Belediye Reisi seçildi.

Adı Mehmet olan babamın henüz 18 yaşındayken kaybettiği babası Ahmet Yıldız CHP’nin kayıtlı üyesiydi ama 50’li yıllarda Demokrat parti gençlik kollarında siyasete giren ve bunu 60’lı yıllarda Adalet partisinde sürdüren babam, 27 Mayıs sonrası kararlı bir CHP karşıtı olmuştu.

Sadakatle 88 yılını geçirdiği ilçesine ve halkına 1968-1978 döneminde en verimli yaşları olan 35 – 45 yaşına kadar 10 yıl hizmet etti.

• “Ağa” adamdı.

Uzun yıllar “kılıcının iki tarafı da keserek” yürüttüğü ve bilerek isteyerek servetini harcadığı siyasetteki gücünü; yeni okul yaptırmada, öğrencileri okullara ve yurtlara yerleştirmede ve yeni mezun öğretmen tayinlerinde ısrarlı ve başarılı olarak kullandı.

• “Efendi” adamdı.

İnsani ilişkilerinde kibardı. Köy yerinde şehirli bir bey, bir efendi gibi yaşadı. Çelebi tavırlıydı ve bu yaşına kadar hiç kimsenin kalbini kırmadı.

Güngörmüş adamdı.

Hareketli bir uzun hayat yaşamış, pek çok şeyi ve heveslerini tecrübe edebilmişti. Arkasında; kimisi gülümseten, kimisi hüzünlendiren kimisi de şimdi tekrar bir daha düşündüren bir çok hatıralar bıraktı.

Saygın adamdı.

Her girdiği yerde ve bulunduğu ortamda bir saygınlık uyandırırdı.

Örneğin namazını her zaman Merkez camide ön safta ve minber tarafındaki direğin hemen yanında kılardı. Bunu bilen Kululular saygılarından dolayı orada durmazdı. Babam namaza gelemediğinde orası boş kalırdı !

Asil adamdı.

Asaleti; davranışına ve duruşuna, oturuşuna ve kalkışına yansırdı ve bunu çok iyi taşırdı.

Şık adamdı.

Giyim kuşamına özenirdi. Kaliteli kumaştan dikilmiş ütülü takım elbiseler ve özenle seçilmiş kravatlar babamın vazgeçilmeziydi.

Hafif köse olmasına rağmen günlük sinek kaydı traşını olmadan çarşıya adımını atmazdı !

Sağlıklı adamdı.

Çok yaşadı, hoş yaşadı.

Bir ameliyat masasına ilk defa 88 yaşında ve o da bir kalça kırığı için yattı !

Meclis adamıydı.

Söyleyecek sözü vardı ve sözü dinlenen adamdı. Bir “oda” işlevi gören çarşıda ki geniş mağazasında Kulunun ileri gelenleri onyıllardır toplanırdı.

Çevresi geniş adamdı.

Hem Ankara ve Konya’daki bakan ve milletvekili düzeyinde siyasi çevresi hem de Kulu’nun köylerindeki aşiret büyükleri ile karşılıklı saygı ve kabule dayalı çok iyi ilişkileri vardı.

Toprağına ve insanına bağlı adamdı.

Büyük şehirlerde ya da yurtdışında yaşamaya imkanı ve fırsatları olmasına rağmen 88 yıl boyunca doğup büyüdüğü toprağından hiç ayrılmadı. Hep Kulu’da, Kululuyla birlikte yaşadı.

Kulu’da “Dikili Ağacı olan” adamdı.

Kuluyu yurt içinde ve yurtdışında özellikle İsveç’te en çok tanıtan ve gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yeri olan “Olof Palme Parkı”’nı 1972 yılında binbir emekle sıfırdan babam yaptırdı !

Babam, bu örnek gezi parkına o zaman encümen kararıyla “Yıldız Parkı” adının verilmesi önerisine; -kendisi halen görevdeyken bunun yapılmasını doğru bulmadığını ve bu takdirin Kulu halkına ait olduğunu söyleyerek karşı çıkmış ve öneriyi oylatmamıştı.

Ne diyelim ?

İnsanın kendi babasını kendisinin anlatması zor.

Babam Kulu’ya getirdiği elektrikle en çok da “ kadınları korkutan karanlıktan” Kululu kadınları kurtarmıştı !

Bunlardan biri de karanlıktan çok korkan ve evi ışığa kavuşan “Yüksel” soyadlı bir Kululu kadındı.

Babamı en güzel ben değil de Kululu Bekir Yüksel’in rahmetli babaannesinin 45 yıl önce babamın yüzüne söylediği ve torunu taziyede bulunurken anı olarak aktardığı şu duası ve dileği anlatmıyor mu ?

Yıldız oğlum !

Allah senden ırazı olsun !

Anan da baban da cennette nur içinde yatsın !

Çoluğun çoçuğunla huzur içinde çok yaşa !”

Karanlıktan kurtulan bir Kululu kadının saf ve tertemiz gönlünden içtenlikle gelerek söylediği bu güzel dua ve dilek tutttu ve babam da huzur ve sağlık içinde uzun yaşadı.

Bu dünyada yeşil bir cennete benzetmek için Kulu’ya ağaç diken babamın öteki dünyadaki aydınlık cennette kendi anası ve babası ile nur içinde yatmasını ve orada karanlıktan kurtardığı bu Kululu teyzeyle tekrar karşılaşmasını diliyorum…

Mekanı cennet olsun….

TANER YILDIZ

Babam Kulu’nun Yıldızıydı…” üzerine bir yorum

  1. Sahverdi Polat

    Bir baba yoldaş ise haneye, o babanın yolunda giden babaya aşk olsun..

Bir Cevap Yazın