Demir Özlü aramızdan ‘eser bırakarak’ ayrıldı…

Öğretmenimi kaybettim..

Biz Nietzsche’nin sokağa bırakılmış çocuklarıyız. “

Diyen ve iki aydır kalp yetmezliği tedavisi gören Demir Özlü 10 yılı zorunlu sürgün 32 yılı da gönüllü sürgün olarak 42 yılını geçirdiği ve birçok edebi eser ürettiği kuzeyin soğuk şehri Stockholm da vefat etti.

1979 dan beri İsveç’te yaşayan hukukçu, romancı öykücümüz Demir Özlü dünyaya 85 yıl önce (1935) bir güz gününde Istanbul da açtığı gözlerini bugün soğuk güneşli bir kış gününde Stockholm da kapadı.

Demir Özlü benim 1980’lı yıllar ortasında gittiğim Stockholm Yüksek Öğretmen Okulu Türkçe anadil bölümünde Türk dili ve edebiyatı hocamdı.

Nesli tükenen hakiki bir Istanbul beyefendisi ve gerçek bir entellektül olan, ipekten yüreği hep sol yanında çarpan Demir hocamdan o her şeye pek meraklı çömez gençliğimde çok şey öğrenmiştim.

Entellektüel derinlikli kültür, sanat ve edebiyat bilgisine, o güngörmüş görgüsüne, bana hocadan çok arkadaşça yaklaşmasına, mütevazi ve öğretici davranışlarına hayran kalmış, hoş kokulu tütünden pipo içişine heveslenmiştim.

Türk edebiyatı çok dürüst ve naif bir kalemini yitirdi.

Demir Özlü Türkiye’nin yetiştirdiği ama değerini hiç bilmediği çok değerli bir değerimizdi.

Türk devleti, Türk vatandaşlığına bir anlam kazandıran gerçek bir aydın vatandaşı olan Demir Özlü’yü vatandaşlıktan atarak ona eziyet etmişti ama o yine de dilini ve ülkesini hep sevmişti.

Özlemini sürgünde Türkçesine sığınarak, öykü ve roman yazarak gidermişti.

DEMİR ÖZLÜ HOCAM ARTIK ESERLERİYLE YAŞAYACAK !

Çok genç yaşta aramızdan ayrılan yazar Tezer Özlü ve yazar Sezer Duru’nun da ağabeyi bir Istanbul beyefendisi olan Demir Özlü hayatı boyunca öykü, roman, şiir, anlatı, deneme, eleştiri ve çeviri türlerinde eserler üretti.

1950 sonrası Türk edebiyatının önemli bir ismi olan Demir hoca ilkokulu ve ortaokulu İzmir Ödemiş’te, liseyi İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nde (1953) okudu. İlk şiirini de liseye giderken yayımladı.

İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. 1961-1962 yıllarında Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe okuduktan sonra Türkiye’ye dönerek İstanbul Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Metodoloji Kürsüsü’nde 4 yıl asistanlık yaptı.

Siyasi düşünceleri nedeniyle görevinden alındı, sonrasında bir süre avukatlık yaptı. Askerliğini yedek subaylık yerine “sakıncalı er” olarak yapmak zorunda kaldı.

12 mart darbesinde bir süre tutuklandı. Çıktıktan sonra 12 Mart mağdurlarının avukatlığını yaptı.

Sait Faik Armağanı’nı kazandığında verilen para ödülünü tutuklu ve hükümlü ailelerine bağışladı.

Yaşamı boyunca adalet ve haksızlıklar için uğraştı. 1979 da İsveç’e taşındı. Bir edebiyatçı olmasına rağmen anayasayı eleştirince 12 Eylül darbesinde Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Atadan hakkı olan vatandaşlık hakkını 1989 yılında tekrar kazandı !

Demir hocam her zaman özgürlüklerden ve demokrasiden yana tavır aldı. Yaşamı boyunca adalet ve haksızlıklar için uğraştı.

Devrimci, cumhuriyetçi ve bilinçli bir demokrattı.

Türkçenin edebiyat dili olarak olgunlaşmasında ifade olanağı açısından üst düzeyde katkı yaptı. Edebiyat ve yazma anlayışıyla dünya standartında bir düzeye ulaştı. Istanbul’u, Paris’i, Amsterdam’ı ve Stockholm’u bir güzelce yazdı.

Demir Özlü eşi Ulla Özlü ile 2019 yılında İzmir’de onuruna yapılan bir edebiyat etkinliğinde.

Üç öyküsü İsveç Radyosunda dramalaştırıldı.

Orhan Kemal, Yunus Nadi. Sedat Simavi ve Sait Faik ve TDK gibi Türk edebiyatının en büyük ödüllerinin hepsini de kazandı !

Hiçbir insana bağlı değilim. Ne kadar da yalnızım, uzağım, sorumsuzum, belki de suçluyum. Demir Özlü / “Bunaltı” kitabından alıntı

Behçet Necatigil onu; “Entelektüel ve esrarlı havasıyla ya­lın gerçekçilerin karşıtı bir yazar, bir sessizlikler araştırıcısı” diye tanımladı.

Bireyin yalnızlığını, bunalımlarını, intihar saplantılarını, mutsuzluğunu, yabancılaşma duygu­sunu ve tedirginliklerini simgesel bir dille işlemesiyle 1950 kuşağı öykücüleri içinde öne çıktı.

Edebiyat araştırmacılarının “Bunalım Edebiyatı” dedikleri akımının öncülerinden biriydi. Kendi ifadesiyle varoluşçu edebiyatın bir temsilcisiydi.

Öykülerini varoluşçuluk olarak özetlenebilecek temalarda yazdı. Varoluşçu edebiyatın; bunaltı, korku, yabancılaşma, değişme, yargılanma, hiçlik gibi kavramları öykülerinin içeriğinde baş yeri kapladı. Daha çok izlenimci bir yaklaşımı vardı.

Öykü karakterleri genellikle tedirgin ve kuşkucu insanlardı. Felsefî çıkış ve biçim olarak Batıya bağlı kaldı. Sade anlatımında yer yer kimi gerçeküstü temaları da ele aldı.

Onu yaşatacak belli başlı eserleri şunlardı:

Roman:

• Bir Uzun Sonbahar (1976)

• Bir Küçük Burjuvanın Gençlik Yılları (1979)

• Bir Yaz Mevsimi Romansı (1990) -Orhan Kemal ödülü

• Tatlı Bir Eylül (1995)

• Ithaka’ya Yolculuk (1996) -Yunus Nadi Roman Ödülü

• Amerika 1954 (2004) -Sedat Simavi Edebiyat Ödülü

• Dalgalar (2006)

Öykü:

Bunaltı (1958)

• Soluma (1963) – TDK Öykü ödülü

• Boğuntulu Sokaklar (1966)

• Öteki Günler Gibi Bir Gün (1974),

• Aşk ve Poster (1980)

• Stockholm öyküleri (1988) -Sait Faik Armağanı

• Kanal Kentlerinde (1991)

• Istanbul büyüsü (1994)

• Balkur’da Akşam Yemeği (1997)

• Geçen Yaz Kentte Kızlar (2001)

• Şapka,Deniz Kıyısı ve Yüz (2003)

Anlatı:

Bir Beyoğlu Düşü (1985)

• Berlin’de Sanrı (1987)

• Kanallar (1991)

Günce:

Berlin Güncesi (1991)

• Paris Güncesi (1999)

Anı:

Sürgünde 10 Yıl (1990)

Gezi:

• Ne Mutlu Ulyses Gibi (1994)

Eleştiri – Deneme:

• Siyasi Yazılar (1993)

• Borges’in Kaplanları (1997)

• Kentler, Kadınlar Yazarlar (2003)

• Samuel Beckett’in Terzisi (2003)

Bu kitapların bazılarını Stockholm’un merkez ve semt kütüphanelerinin “Türkçe” rafında bulabilirsiniz.

Ne diyelim ?

Türkiye’nin ve hepimizin başı sağolsun..

Ben entellektüel bir öğretmenimi, Türk edebiyatı dürüst bir sürgün kalemini, Türk halkı Türk devletinin değerini hiç bilmediği bir değerlisini, şimdiki sürgünler de hassas duygulu ve buruk bir sembol ismini kaybetti.

Demir hocam eserleriyle yaşayacak.

Sevgili eşi Ulla’nın, oğulları Milko ile Emre’nin ve Türkiye’deki kızı gazeteci Ayda Özlü Çevik’in acısını paylaşıyor, başsağlığı diliyorum.

Işıklar içinde, huzur içinde uyu Demir hocam…

TANER YILDIZ

Foto. Behçet Holago

Bir Cevap Yazın