Konya katliamı iğrenç bir vahşettir…

7 kişilik bir aile hunharca kurşunlandı.

Konya Meram da dördü kadın 7 kişilik bir Kürt aile kendi evlerinde vahşice katledildi.

Baba Yaşar ve ailesi; Barış, Metin, Serpil, Serap, Sibel ve İpek Dedeoğlu evlerinde korkakça ve alçakça kurşuna dizildi.

Konya – Meram’a 2010 da taşınan Karslı aile ile bazı komşuları arasında o günden beri süregelen husumet; Mayıs ayında “ülkücü” olduklarını iddia eden gözü dönmüş kalabalık bir güruhun taşlı, sopalı saldırısıyla sonuçlanmış ve feci şekilde dövülen Dedeoğlu ailesine “- burayı terk etmezseniz sizi burda yaşatmayacağız” denilerek gözdağı verilmişti.

Katil hepsini de tek tek kurşunlayarak öldürmeden önce aileyle böyle konuşmuş.

Ne diyelim ?

Her ne kadar kısmen aileler arasındaki husumete dayandırılsa da son zamanlarda iktidarın ve küçük ortağının nefret ve tahrik dilinden esinlenerek güç devşiren “ırkçı güdülerin” de ve sorumlu emniyet yetkililerinin “ihmalinin” de bu korkunç katliamda rolü olduğu besbelli duruyor.

Adı ailesince belli ki çocukları çok yaşamadığı için yaşasın diye “Yaşar” konulan bir babanın oğluna “Barış”, kızına “İpek” adını koyması ve Konya’ya taşınması, burayı terkedin baskısına tüm ailesinin hayatı pahasına karşı durması bu Kürt babanın “barış içinde ortak yaşamı savunduğunu” bence çok açık biçimde kanıtlıyor.

Konya’nın özellikle Kulu ve Cihanbeyli ilçe merkezlerinde ve çevre köylerinde ta Osmanlı zamanında (1860) zorunlu iskan edilen yoğun bir Kürt nüfus vardır. Sonraları ekonomik nedenlerle yapılan gönüllü göçlerle sayıları Kulu’da çokça artmıştır.

Yoğun Kürt nüfuslu bu iki ilçede de bu zamana kadar yerli halkla aralarında herhangi bir ırkçı bir çatışma ya da ayrışma olmadan 100 küsur yıldır kardeşçe birlikte yaşıyorlar.

İsveç’e de birlikte gelen Kululu ve Cihanbeyli Türkler ile Kürtler Stockholm ve Göteborg da aynı semtlerde çoğu aynı apartmanlarda komşu olarak 50 yıldır barış içinde birlikte yaşıyorlar.

Ayrıca Konya’ya cumhuriyet döneminde Dersim olayları sonrasında sürgüne gönderilen Zazalar da yerli halkla bütünleşmiş olarak yaşamaktalar.

Konya’nın Türkü de Kürdü de sığdıracak koca bir ülke büyüklüğünde uçsuz bucaksız bozkırları ve geniş kıraç toprakları vardır.

“Ne olursan ol, kim olursan ol dergahımıza buyur gel” diyerek insanlığa kucak açan Mevlanalı Konya bu zamana kadar herkesi kucaklamıştır. Bundan sonra da kucaklayacaktır.

Nitekim Dedeoğlu ailesinin cenazelerinin Kars’a götürülmeyip “ırkçılara inat” Konya’da toprağa verilmesi de buna iyi bir örnektir.

Irkçılık ve kışkırtmalarla kolayca bulaşan ve bulaştırılan bir mikrop ve tedavisi biraz zor olan pis bir hastalıktır.

Irkçılığı yenmeye gücümüzü ancak birlik olduğumuz zaman yetirebiliriz.

Irkçı saldırıları ve nefret dilli kışkırtmaları ancak ortak yaşamı sevgi dilli söylemlerle birlikte savunduğumuz zaman boşa çıkartabiliriz.

Bin yıldır Anadolu’da ve Ortadoğu’da aynı topraklarda yan yana yaşadığımız ve bin yıldır düşmana karşı aynı cephelerde omuz omuza birlikte savaştığımız, gözüpekliklerini ve erliklerini iyi tanıdığımız Kürtler böyle alçak bir saldırıdan dolayı ne ürkerler ne de sinerler.

Türkün de Kürdün de ırkçısından ve nefret dilli olanından hatta Türkçüden de Kürtçüden de hem Konya da hem de Stockholm da aman uzak durun diyorum.

Bu vahşi katliamı şiddetle kınıyorum. Yapanını ve kışkırtıcılarını lanetliyorum. Dedeoğlu ailesinin acısını paylaşıyor yakınlarına başsağlığı diliyorum…

Mekanları cennet olsun….

TANER YILDIZ

Bir Cevap Yazın